Asıl Olan Fıtrattır, Yüzünü Fıtrata Dön

Asıl Olan Fıtrattır, Yüzünü Fıtrata Dön
Yunus Emre Kahveci
06 Temmuz 2020

             Fıtrat, “yarmak, ikiye ayırmak; yaratmak, icat etmek” manalarına gelen fatr kökünden isim olup “yaratılış, belli yetenek ve yatkınlığa sahip oluş” anlamında kullanılır. Buna göre fıtrat ilk yaratılış anında varlık türlerinin temel yapısını, karakterini ve henüz dış tesirlerden etkilenmemiş olan ilk durumları belirtir.[1] Hz. Peygamber (s.a.v.) hadis-i şeriflerde fıtrat kelimesini, insan kişiliğinin çevre etkilerinden bağımsız olarak var olan özünü ve bütün insanlar için ortak ve genel olan oluşum ve gelişim kapasitesini belirtmek üzere kullandığı görülür.[2]

Eşya kendi tabiatıyla varlık kazanır. Her varlık kendisini tanımlayan fıtri özelliklere sahiptir. En temel manada hayvanların nefsi vardır, ruhu vardır, aklı yoktur. İnsanların; nefsi vardır, ruhu vardır ve aklı da vardır. Bu temeller üzerine kurulu tabiatlarıyla var olurlar. Varlık âleminde verilen bu var oluş fıtratın ta kendisidir. Fıtrat dışılık ise ancak aklın yanlış yönelimleriyle olur. Bu yüzden insan müdahalesi olmayan bir durumda fıtratın dışına çıkılmaz; çünkü akıl insana has bir durumdur. İnsanın doğumundan akıl baliğ olduğu döneme kadar fıtri bir sorun görülmez. Bu durum çocukta, kendisine yardım edecek ve onu koruyacak “sonsuz bir kuvvet” arayışı olarak görülebilir. Çocuk, sahip olduğu bitmez tükenmez merak duygusuyla henüz isim takamadığı fakat zamanla öğreneceği ilahi kuvveti durmadan arar. Çünkü her çocuk; iç dünyasında böyle bir kuvvete dayanmaya, sığınmaya, teslim olmaya ve onun tarafından sevilmeye ihtiyaç duyar… Çocukta görülen bu arayış onun fıtratında olan inanma ihtiyacındandır. Çocuk için soyut kavramlar sır perdesi olsa da o bu perdeleri kaldırmak ister. Araştırmacı Kroh “Çocuk Allah’ı tek başına bulamaz. Fakat o, O’nun varlığına inanmak için hazırdır.” der.[3] Ayrıca İbn Teymiyye, İslam düşünce tarihi bakımından önem taşıyan bir yaklaşımla, insan fıtratındaki çizgi Allah’ın dininin yani Allah’ın tanınması ve ikrar edilmesi yönünde olduğunu, çocuğun bu yönde gelişmesi için yeni şartların hazırlanmasına bile ihtiyaç bulunmadığını söyler. Çocuğun fıtratında bulunan doğru çizgide yetişmesini engelleyecek olumsuz şartların ve amillerin[4] giderilmesi ve böylece onun fıtri kabiliyetinin önünün açılması yeterlidir.[5]

Anne-babanın bilgi düzeyi ve iletişim tarzı çocuğun bu süreçleri nasıl geçireceğinde belirleyici olmaktadır. Birçok anne-baba, çocuklarının yaş ve kavrama düzeylerine uygun olmayan soyut anlatımları ile onların zihinlerini bulandırmaktadır. Çocukluk döneminden sonra fıtratın korunması gencin tefekkürü[6] ile olacaktır. Bu sebepten dolayı ebeveynlerin yapması gereken gençlerin tefekkür edebilecekleri ortamlar hazırlamak olmalıdır.

Her zaman fıtratı bozan unsurlar vardır. Bu, zamanımızda da varlığını devam ettirmektedir. Mevcut düzen içerisinde fıtratı bozan unsurlara direnç sağlamak yetiştirilme tarzıyla alakalı olmakla birlikte aklın kullanımıyla da alakalıdır. Mevcut düzen elindeki imkânları[7] kullanarak yeni insan modeli oluşturmak istemektedir. Onların bu çabasına karşı kişi fıtratı üzerinde ayaklarını sabitlemeye çalışmalıdır. İnsanı tanımayan, nerden gelip nereye gideceğini bilmeyen müfsit[8] insanların oluşturmuş olduğu insan modeli ne kadar doğru model olabilir? Acaba insanı yaratanından daha iyi yönlendirebileceklerini mi zannediyorlar? Ya da hâlâ yaratandan haberleri mi yok?

İnsan çok karmaşık bir varlıktır. Onu tanımlamak için ondan daha üstün bir varlığa mutlaka ihtiyaç duyulur. Bu varlık insansı özelliklerin dışında olması gerekir; çünkü insansı özellikler onu zayıf düşürür. İnsanın tanımlanması, yönlendirilmesi, bilgilendirilmesi insandan farklı olarak yaratılmamış ve sonu olmayan bir varlık tarafından gerçekleşmesi gerekir. Bu tanımlamayı ise ancak Allah (c.c.) yapabilir. İnsan tanımadan tarih, tarih anlaşılmadan gelecek inşa edilebilir mi? Geleceğin inşası için mutlaka doğru tanıma ihtiyaç vardır. 

            Doğal olandan yani fıtrattan uzaklaşırsak etrafımızı doğal görünümlü yapaylar saracaktır. Bu yaptıkları eylemi ise çok profesyonelce yapacaklarından şüphe etmiyorum çünkü insanın tecrübesinden daha tecrübeli yardımcıları var. Şeytandır (aleyhillâne). Reklamlarıyla, medyasıyla, popüler dünyasıyla, modasıyla… İnsanları eşekleştirme peşindelerdir.[9] Bunlar ürettikleri insan modellerini gözümüze sokarlar. Ailenin dağılmasını, ahlakın yok olmasını ve Allah inancının yitirilmesini isterler. Eğer ki fıtrat üzere bir yaşama ayaklarımızı sabitlemez isek düşeceğimiz yer bu müfsitlerin kucakları olacaktır. Onların ellerinde onların yapay modellerinden biri haline geliriz. Asla unutmayalım beşerin beşer hakkındaki yorumu kısırdır, bayağıdır ve sonunda bedbahtlık vardır.

Asıl olan fıtrattır. Fıtrat ise tek rab olarak Allah’ı bilmen ve yüzünü O’na çevirmendir. Yediğimizi, içtiğimizi, cinsiyetimizi, ahlakımızı, hukukumuzu, ailemizi, sosyolojik yapımızı, psikolojik durumumuzu… Allah (c.c.) belirler, demektir. Onun belirlemesi bizi yaratan olarak onun hakkı değil midir? İnsanın güçlü özelliklerini de zayıf özelliklerini de bilen O’ dur: İnsanın güçlü yönlerini: Haksızlığa karşı yardımlaşan, iyiliği emredip, kötülükten alıkoyan,  ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunan, sorumluluk sahibi, Allah’tan hakkıyla korkan, eşyaya isim koyma kabiliyetine sahip olarak bildirir.[10] Allah insanın ahsen-i takvim üzere yaratılan ama her an esfele safilin’e düşebilen bir varlık olduğunu da söyleyerek zayıf özelliklerini de bize bildirmiştir: İnsan; şımarıktır, nankördür, desteklenmeye ihtiyaç duyar, cimridir, acelecidir, ümitsizdir, zalim ve cahildir, tartışmayı sevendir, kan dökücüdür, vefasızdır.[11] İnsanı tüm özellikleriyle bilen Allah mı, yoksa bir sinek dahi yaratamayan hatta sinek onlardan bir şey kapsa, onu dahi ondan kurtaramayan beşer mi insan üzerinde hüküm sahibi olmalıdır? Yapay hayatlar üretenlerin acizliğini görmezden gelmeyelim. Tekrara düşmüyorum tekrardan hatırlatıyorum onlardan istenilen veya onların gözümüze soktuğu yaşam tarzları bayağıdır, sahtedir; Allah’ın bizler için seçmiş olduğu yaşam tarzı ise haktır, gerçektir.

            Fıtrata uygun yaşanılmayan hayat; insan aklına, kalbine ve bizatihi kendi varlık savaşına yapılmış hainliktir. İnsanın aslından kopmaması eğer ki koptuysa acilen aslına rücû (geri dönmesi) etmesi gereklidir. Aksi takdirde akla, kalbe ve insanın kendisine yapılmış haince davranışın çevreye sıçrama tehlikesi göz önüne alınarak önlemler alınması gerekir. Nitekim Allah (c.c.) “O halde sen Hanif olarak bütün varlığınla dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona yönel! Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. İşte doğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler. Bütün gönlünüzle O’na yönelin, O’na saygısızlıktan sakının, namazı kılın ve şirke sapanlardan, dinlerini parçalayıp -her bir grubun kendininkini beğendiği- fırkalara ayrılanlardan olmayın.”[12] buyurmaktadır.

 

 

 

[1] İbn Abdülber, XVIII, 57; Lisanü’l-Arab, “ftr”; Tacü’l-arus, “ftr”. 

[2] Kur’an yolu Tefsiri, cilt: 4, s. 312 - 316.

[3] Kroh, o. Entwicklungspsychologie des Grundschulkindes. Verlag J. Beltz, Weinheim, 1964.

[4] Bir olayın, bir işin olmasına yol açan.

[5] Der’ü Te’aruzi’l-akl ve’n-nakl, VIII, 444 – 445.

[6] Tefekkür, İslam dininde günahlarını, kâinatı, varlıkları, doğayı, yaratıkları, kendini ve Allah’ı düşünmek ve O’nun yarattığı varlıklardan, kâinattaki eşsiz mükemmellikteki düzenden ders çıkarmak demektir.

[7] Bu imkânlardan en işlevseli medya ayağıdır.

[8] İfsat eden, fenalaştıran, bozan.

[9] Talmud, Yahudilere şöyle demektedir: “Ümemiler (yani Yahudilerin dışındaki toplumlar) Allah’ın seçkin milletinin, üzerlerine binmek için yaratmış olduğu yük eşekleridir. Bu eşeklerden birisi giderse, bizler bir başkasına bineriz.”

[10] Şura Sûresi;42/39, Âl-i Îmrân Sûresi; 3/134, Zariyât Sûresi; 51/19, Ahzab Sûresi; 33/72, Enfal Sûresi; 8/2, Bakara Sûresi; 2/31.

[11] Hud Sûresi;11/9, Nisa Sûresi; 4/28, İsra Sûresi; 17/100, Ahzab Sûresi; 33/72, Kehf Sûresi; 18/54, Bakara Sûresi; 2/30, Yunus Sûresi; 10/12.

[12] Rum Sûresi; 30/30-32.


 

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!