Huylar, Rehberler ve Niyetler

Huylar, Rehberler ve Niyetler
Sümeyye Sel ODABAŞ
05 Ekim 2016

Hayata dair belirsizliklerimiz, hiç bir şeyin kesin olmaması, ne oldum değil ne olacağımız, bizi her türlü eylemimizde ahlaklı bir sınır bulmaya itiyor. Doğal yapımıza demirlemiş iyiyi-güzeli istemeye olan güvenimiz, işimizi kolaylaştırsa da çetin bir yolda olduğumuz unutulmamalı. İyiyi-güzeli istemeyle özgürleşen ahlaklı sınırımız yani niyetle özgür olan ve açığa çıkan ahlaki kriterimiz bir niyet ahlakı, bir rehber ve bir takım alışkanlıklarla olması gerekene ulaşacak mı?

‘Bir rehberim olsaydı işim daha kolay olurdu! Bir takım alışkanlıkları annem-babam bana daha baştan vermeliydi! Benim içim temiz!’ tarzı düşünme pratikleri ahlaklı olmaya ne kadar yardım ediyor?

Başıma bin türlü talihsizlik geldi ve ben kayboldum. En sevdiklerim öldü. Saygınlığımı kaybettim. Kendimi kaybettim. Bu talihsizlikleri önceden bilmiyor, kestiremiyor olmak ne kadar da trajik... Madem bu trajik durumu engelleyemiyorum bari buna tahammülü öğreten birini bulsam. Bana tahammülü öğreten bu kişi aynı zamanda bana uygun zamanda, uygun mekânda, olması gerektiği gibi davranmanın garantisini de verse... Doğru dürüst davranmanın garantisi olsa bu kişi.

Başıma gelen talihsizlikleri aşabilmek için bir takım alışkanlıklar edinsem, zorluklara karşı idmanlı olsam, daha çocukluğumdan beri talihsizlikleri aşma becerisi edinsem... Daha çocukluktan itibaren iyi niyetli olsam, her eylemime iyiyi isteyerek başlasam... Bütün bunlar olsa daha mı ahlaklı olurum? Evet, öyle görünüyor.

Tıpkı gitar çala çala gitarist olmak gibi adil, ölçülü, cesaretli eylemlerde buluna buluna adil, ölçülü ve cesaretli olabilirim. Burada bir niyet ahlakı değil de eylemlerle (otomatik alışkanlıklarla) ölçülen bir adaletli olma söz konusu sanki. Şöyle ki adaletli olmaya niyet etmek yetmez, adaletli davranışta bulunmak gerekir. Peki, sadece adaletli davranışa odaklanırsam, sadece eylemlere bağlı kalma, eylemlerin (alışkanlıkların) boyunduruğunda olma söz konusu olmaz mı? Sürekli aynı tür eylemlerde bulunmak bizi başka bir dominasyon alanına sokmaz mı? Otomatikleşen eylemler ahlak anlamında bir zemin teşkil etmez duruyor. Bu otomatikleşen eylemlerden nasıl özgürleşebilirim? Niyetle... O halde hem niyet, hem eylem lazım diyebiliriz. Küçük yaşlardan itibaren iyi eylemlerde bulunmak, iyi niyet taşıyarak bilfiil eylemek önemli. Bir başka ifadeyle iyi eylemlerde bulunarak elde ettiğimiz iyi huylar ahlaklı olmayı kolaylaştırır. Söz konusu huyların niyet ahlakıyla yoğrulması şart. Sürekli iyiyi güzeli isteyen huylar edinmeliyiz.

Bu çetin yolda ihtiyaç duyduğumuz rehber ise; bazen bir kitap, bazen bir hoca bazen anne veya babamız olabilir. Bize ahlaklı davranışın adeta garantisini verir kimi zaman onlar. Bir durumun birçok veçhesi olabilir. Rehber tüm veçheleri zaten düşünmüş olan kişidir ve uygun zaman, uygun mekân, olması gereken kendisinde ete kemiğe bürünmüştür adeta. Rehbere güveniriz çünkü o bir bilgedir. O, zaten bilir. O, olması gerekenin garantisidir.

Acılar, talihsizlikler, belirsizlikler bir takım idmanlarla, yönlendirmelerle, sadece iyiyi gözeten huylarla pekâlâ aşılabilir. Burada tutunmamız gereken şey söz konusu talihsizliklere maruz kalabileceğimiz ihtimali... Gelmemiz gereken nokta ise her neye maruz kalırsak kalalım, yıkılmadan gözünü tepelere dikmiş olarak devam etmek. Tepelere dikmiş olmak derken tepedeki iyiden (niyet) bahsediyorum. Talihsizliklerin, acıların ardından kaldığın yerden devam etmek bu yolla imkân buluyor görünüyor. Bu çetin yolda devam etmek övülesi aynı zamanda. İşte ahlaklı kriterimiz de burada gizli; iyi güzel alışkanlıklar, huylar, bir rehber ve iyi niyet.

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!