İslam’a Göre Dinî ve Resmî Nikâh

İslam’a Göre Dinî ve Resmî Nikâh
Resul KÖRPE
01 Eylül 2016

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: 
“Üç şey vardır ki; onların ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir. Nikâh, talak (boşama) ve ricat (geri dönme imkânı olan boşama).”1 

Yaşadığımız çağda, Ümmet-i Muhammed’in yitirdiği, unutmuş olduğu ve dikkatlerden kaçırdığı birçok hassasiyetlere şahid olmaktayız. Bu hassasiyetlerden biri de dinî ve resmî nikâh konusudur. 

İslam her konuda olduğu gibi nikâh konusunda da bir kısım şer’i ölçüler ortaya koymuştur. İslam’ın ortaya koyduğu bu ölçülere, Müslüman toplumunun titizlikle uyma mecburiyeti vardır.

Hanefî ve Şafiî Mezheblerinin Dinî ve Resmî nikâha bakışı
Şâfiî mezhebine göre; nikâhın sahih olabilmesi için, nikâh kıyılırken kadının velisi veya velinin vekil ettiği kimsenin bulunması gerekir.

Belediye (resmî) nikâhında ise veliye yer verilmemektedir. Çünkü belediye memuru önce geline sonra damada hitaben; “filan adamı veya hanımı eş olarak kabul ediyor musun?” diye sorar. Onlarında; “evet” şeklinde cevaplarını aldıktan sonra nikâhı kıyılarak ilan edilir. 

Görüldüğü gibi belediye nikâhında velinin hiç rolü yoktur. Bunun için Şâfiî mezhebinden olan kimsenin, belediye tarafından nikâhı kıyıldıktan sonra İslam’a uygun bir şekilde dini nikâh kıydırması gerekmektedir. Aksi takdirde Şâfiî mezhebine göre bu şekilde evlenen kişilerin, dinen nikâhı vardır denilemez.

Hanefî mezhebine gelince; nikâhın sahih olabilmesi için velinin bulunması şart değildir. Ancak icap ve kabulün birisinin geçmişi ifade etmesi gerekir. Nikâh memuru; “sen filan adamı veya hanımı eş olarak kabul ediyor musun?” şeklinde değil; “sen falan adamı veya hanımı eş olarak kabul ettin mi?” dediği onlarında cevabı; “evet” olduğu takdirde nikâh sahih olur. Belediye (resmî) nikâhında geçmişi değil; geleceği ifade eden kelimeler kullanılmaktadır. Bu ifadelere göre kıyılan nikâh Hanefî mezhebine göre sahih olmaz.


Belediye nikâhının İslamî nikâhtan ayrıldığı birçok yönü vardır:

1. Her şeyden önce nikâh İslam’da bir ibadettir. Dini kabul etmeyen, lâik sistemlerde ise sosyal bir mukaveledir.

2. İslam’da kendisiyle evlenilebilen ya da evlenilemeyen kimseler vardır. Laik sistemlerde ise böyle bir ayrım yoktur. Mesela; laik sistemde sütkardeşler birbirleriyle evlenebilirler. Evlenenlerin Müslim, gayrimüslim, ehl-i kitap olması ya da olmaması hiçbir şey değiştirmez. Hâlbuki İslam’da sütkardeşlerin birbirleriyle evlenemeyeceği gibi; Müslüman bir kadın gayrimüslim bir erkekle, Müslüman bir erkek de dinsiz ya da putperest bir kadınla evlenemez.
3. İslam’da şahidlerin Müslüman olma şartı vardır. Belediye (resmî) nikâhında ise şahidlerin Müslüman ya da gayrimüslim olması fark etmemektedir.

4. İslam da iddet bekleyen ve üç talakla boşanan bir kadın, eski eşiyle (başka bir erkekle evlenip normal olarak boşanmadan) bir daha evlenemez. Belediye (resmî) nikâhında ise; eski eşiyle rahatlıkla evlenilebilir.

Nikâh Kimler Tarafından Kıyılmalı
Dinen nikâhın kıyılması hususunda; imam veya belediye memuru kıyacaktır, diye bir mecburiyet yoktur.

Hanefî mezhebine göre; evlenecek olan kadın, iki şahidin huzurunda koca olacak kimseye, “ben seninle evlendim”; koca da “bende seninle evlenmeyi kabul ettim” derseler nikâh kıyılmış olur. 

Şâfiî mezhebinde ise; zevce yerine veli veya velinin vekil tayin ettiği kişi nikâhı kıyacaktır. Veli veya vekil nikâh kıymasını bilmiyorsa; bir başkasına vekâlet verebilir. Bu kişinin imam veya belediye memuru olması şart değildir; şahidlerden biri de olabilir. 

Bu mahsurlardan dolayı, bir Müslümanın belediye tarafından nikâhı kıyıldıktan sonra İslam’a uygun bir şekilde nikâh kıydırması gerekmektedir. Yoksa dinî açıdan nikâhı vardır denilemez.

Erken Kıyılan Nikâh 
Günümüz toplumunda yaşanan sorunlardan biri de; erken kıyılan dinî ve resmî nikâh meselesidir. Nikâh bir evlenme akdidir; bu akdin ise bir takım şartları vardır. Bu şartlara uyulduğu zaman nikâh akdi gerçekleşmiş olur. Haliyle yapılan bu akid resmî ve dinî olarak ayrı tutulmaz. Ancak yukarıda belirttiğimiz sebeplerden anlaşılacağı üzere; laik sistemden kaynaklanan resmiyetten dolayı; dinî olarak kıyılan nikâh, resmî işlerde geçerli sayılmamaktadır. Aynı zamanda resmî olarak kıyılan nikâh da İslamî şartlara uymadığından kıyılan nikâh geçerli sayılmamaktadır. Haliyle dinî ve resmî nikâhlarda mağduriyetlerin oluşmaması için; mutlaka dinî nikâhla birlikte resmî nikâhın da kıyılması gerekmektedir.

Gerek İslamî ve Gerekse Resmî Olarak Erken Kıyılan Nikâhın Zararları
Nikâhın, nişanlılık döneminde veya düğünden önce kıyılmasının çeşitli fayda ve zararları vardır. Erken kıyılan nikâhın, ihtiyaç olup olmadığı ve içinde bulunduğumuz şartları da göz önünde bulundurarak bir çözüm üretmek mecburiyetindeyiz. Çok ciddi bir zaruret yoksa sırf nişanlıların birbirlerini tanıması, birbirlerine alışması maksadıyla nişanlılık döneminde ve düğünden çok önce dinî ve resmî nikâhı kıymak doğru değildir.

Nişanlılık döneminde kıyılan nikâh her hangi bir anlaşmazlık durumunda iki taraf içinde olumsuz yönde sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu olumsuzluklar dinî açıdan ve resmî açıdan bir kısım sorumluluklar ve yaptırımlar gerektirir. Bu sıkıntıların yaşanmaması için; tarafların, mümkün olduğunca dinî ve resmî nikâhı düğüne en yakın zaman içinde kıymaları gerekir. 

Şer’i ölçülerin dışında nikâhsız olanlar, nişanlı olsalar bile birbirlerine helal değildirler. Bu arada nişanlılar nikâhları kıyılıncaya kadar yanlarında üçüncü bir şahıs olmadan yalnız başlarına kalmamaları, konuşmamaları ve haram olan hal ve hareketlerden bulunmaları yasaktır. Aynı zamanda beraber gezmek, tokalaşmak, şakalaşmak gibi nikâhsız kişilere haram olan işleri yapmamalıdırlar. Aksi halde büyük bir vebale girdikleri gibi günaha ve harama düşmüş olurlar. Bu konuyla alakalı Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: 

Bir kimse kendine helal olmayan bir kadınla baş başa kalmasın. Aksi halde üçüncüleri şeytandır. Ancak yanlarında bir mahremin (bu mahremin, akıl ve baliğ olması gerekir) bulunması müstesnadır.”2 

Dini nikâhı yaptıktan sonra, anlaşmazlık halinde ortaya çıkacak olan mahsurlar 
Erken kıyılan nikâh caizdir; fakat tarafların ayrılmaları halinde bir takım sıkıntılar ortaya çıkarmaktadır. Bu sıkıntıları şöylece sıralayabiliriz:

1. Erkeğin dinimizin izin verdiği ölçüler içinde kadından faydalanması helaldir. Eşinden faydalanması için düğün tarihini beklemesine gerek yoktur. Bu şekilde erken yapılan nikâhlarda; nişanlılar yarı evli, yarı bekâr bir durumda kalırlar. Bunun ise faydasından çok zararı vardır. 
2. Aralarında bir anlaşmazlık çıkıp ayrılmak zorunda kaldıklarında kadın daha çok mağdur olur.

3. Aralarında nikâh kıyılmış ise (baş başa kalmışlarsa); nişanlılar zifaf olmasa dahi kadın mehri hak eder. 

4. Düğünden önce nişanlılardan biri ölse, sağ kalan diğerine mirasçı olur.

5. Mahsurların en tehlikelisi ise nişanlıların ayrılması halinde ortaya çıkar. Özelliklede kız tarafının tek yanlı olarak evlilikten vazgeçmesidir. Erkek bu duruma razı olmaz, karısını boşamaz ise evlilik devam eder. Kadın bu şartlar altında başka biriyle evlenemez. Evlenmesi halinde zina hali ortaya çıkar.3 

Resmi nikâh yapıldıktan sonra boşanma esnasında yaşanacak mahsurlar:
1. Eşler anlaşarak ayrılmak isteseler bile; eşlerin en az bir yıl evli olarak kalmaları gerekir. Eşler anlaşamazlarsa hemen ayrılamazlar. Mahkemeleri bir yıl ile üç yıl kadar sürer. Dolayısıyla bu süre içinde eşler resmî açıdan bir başkasıyla evlenemez.  

2. Zifaf olmasa bile resmî açıdan da eşler dul sayılır. 

Bu hoş olmayan sıkıntılı durumlardan kurtulmanın yolu nişanlılık dönemini kısa tutarak; dinî ve resmî nikâhı düğün gününe yakın bir zamanda kıymaları gerekir. 

Nişanlılık dönemi ve öncesinde dikkat edilmesi gereken bir takım hususlar:
Tanışma, kız isteme ve nişanlılık evreleri gibi tüm evreler; helal dairesi çerçevesinde olmalıdır. 

Nişanlılık evresinde taraflar, İslam’ın öngördüğü şekilde hareket etmek zorundadırlar. Unutulmamalıdır ki; nişanlılık demek evlilik demek değildir. Haremlik-selamlığa azamî derecede ehemmiyet gösterilmelidir. 

Günümüz toplumunda hatta İslamî hassasiyetlere sahip olan bizlerde dahi; nişanın yapıldığı günde, İslam’a uymayan hal ve hareketlerde bulunulmaktadır. “Bugün bizim için özel bir gündür.” denilerek; İslamî hassasiyetler çiğnenmektedir. Bizler için hangi gün olursa olsun; düğün, nişan veya daha farklı özel gün ve gecelerimizdeki tüm davranışlarımız, İslam’ın emrettiği şekilde olmak zorundadır. 

Nişanlılık dönemi uzatılmamalı, nikâh ise çok önceden yapılmamalıdır. Resmî ve dinî nikâh evlilik için belirlenen tarihten kısa bir süre önce yapılmalıdır. 

Evlenecek olan kişiler, nikâhlarını günümüz şartlarını göz önünde bulundurarak; Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’nin ölçü ve tavsiyeleri içinde yapmalıdırlar. 

Unutulmamalıdır ki; biz Müslümanlar için, Allah’ın (c.c) ve Rasûlullah’ın (s.a.v.) ölçüleri her şeyin üstündedir.

Dipnotlar
1. Ebû Dâvûd.
2. Buhârî.
3. el-Fetâva’ı-Hindiyye.

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!