Güç ve Servet İhtirası

Güç ve Servet İhtirası
Muhammed ÖZEN
07 Ağustos 2017

İhtiras, kişinin yöneldiği konuya duyduğu şiddetli arzuyu ifade etmektedir. Olumsuz ihtiraslara rastlandığı gibi nadiren de olsa olumlu ihtiraslara da rastlanmaktadır. İyilik ihtirası, ibadet ihtirası, adalet ihtirası, bilgi ve fikir ihtirası olumlu ihtiraslara örnek gösterilebilir. İhtiraslar çoğunlukla olumsuz ihtiraslar olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri de güç ve servet ihtirasıdır.

Muhteris kimsenin bütün arzusu bir konuda yoğunlaşmıştır. Diğer konular onu pek ilgilendirmemektedir. Bunun hem iyi hem kötü yanları vardır. Muhteris, tek bir şeye yöneldiğinden bütün ilgi, dikkat ve kuvvetini ona verecektir. Böylece ihtiras konusunu elde etmesi mümkün olacaktır. Muhteris, çok çalışkandır, onun ideali olduğundan bu yolda çabalar. Bu yolda akıl almaz başarılara imza atabilir. Yöneldiği konuya ilişkin olarak zihni çok kuvvetli ve dinç olarak çalışır. İhtirası onu her an teyakkuz halinde tutar. Ancak kötü yanları da vardır, ihtiras aklı zayıflatır ve muhterisler değer tanımaz. Muhteris, bir konuya yönelik olarak aklını muhteşem şekilde çalıştırabilse de geriye kalan konularda zayıf kalmaktadır. İyilik ihtirasıyla dolu olanlar ticari hayatta başarısız olabilmekte ve bundan dolayı kendisini ekonomik açıdan zora sokabilmektedir. Muhteris, ihtiras konusunu elde edebilmek için her değeri çiğneyebilir. Muhteris, şahsiyetsizdir. Onun varlık amacı ihtiras konusu şeydir. Bundan dolayı onu elde etmek için yalan söylemekte, ilkelerini çiğnemekte, hak gasp etmekte beis görmemektedir.

İnsanlar, iktidar arzusuyla kendi babalarını, kardeşlerini ve oğullarını dahi öldürebilmektedir. İnsanoğlu servet arzusuyla her türlü değeri çiğneyebilmektedir. İman ettiğini iddia edip, servet arzusuna yenilerek, faiz yiyebilmekte, hatta çeşitli adlar altında onu tamamen helal görebilmekte, her türlü düzenbazlığı yapabilmektedir.

Güç ve iktidar arzusu erkek cinsinin içinde yanan bir volkandır. Bazı düşünürler, insanlar arasındaki savaşın sebebinin güç ve iktidar arzusu olduğunu söylemiştir. Oldukça isabetli bir tesbit. Her insan, yekdiğerini hüküm altına almak istemektedir. Freud, her şeyin olduğu gibi bu arzunun kaynağını da cinsellikte bulmuştur. Cinsel açıdan yetersiz olanlarda güç ve iktidar arzusu şiddetlidir. Freud’un takipçilerinden Adler da, bedensel kusurları olanların, mesela kısa boyluların, güç ve iktidar arzusunun diğer insanlara göre çok daha şiddetli olduğunu söylemiştir. Hacim azaldıkça aktivite artar, şiddetler arzulanır; gerçekten de Hitler kısa boyludur. Yetersiz insanlar, yetersizliklerini güç ve iktidar ile gizlemek istemektedirler. Diktatörler aslında kendilerini yetersiz görmektedirler, bundan duyduğu elem ile halka zulmetmektedir, böylece saygınlık kazandığını zannetmektedir; o, herkesin karşısında el pençe divan durmasını kendi değerine bağlamaktadır, kendisini doğal olarak korkulmaya layık görmektedir. El pençe divan duran halk aslında onu lime lime etmek arzusuyla yanıp tutuşmaktadır, o, sonu geldiğinde layığını bulacaktır.

Bir de servet ihtirası vardır. Çoğunlukla güç ihtirasıyla bir arada bulunsa da ondan ayrılmaktadır. Aralarındaki en temel fark güç ihtirasının kaba, diğerinin çoğunlukla nazik ve kurnaz olmasıdır. Al-i İmran Suresi’nde, insanda, kantar kantar altın ve gümüşe, salma atlara, davarlara ve ekinlere düşkün olduğu buyrulmuştur. Hz. Muhammed de (s.a.v.), Âdemoğluna bir vadi dolusu altın verilse ikincisini isteyeceğini söyleyip nihai hükmü vermiştir: Onu ancak toprak doyurur. Servet ihtirası da insanın kendisini eksik hissetmesinden kaynaklanmaktadır. İnsan, servetiyle bunu kapatacağını düşünmektedir. İnsan, ne kadar varlıklı olursa o kadar değerli olacağını zannetmektedir. Gerçekten de bu hayatta servet sahipleri hak etmedikleri ihtimam ve hürmeti görebilmektedir. Fakat bu, onları gerçekten değerli yapmaz. Kendilerinden daha değersiz insanların müdahalesinden başka bir şey değildir yapılanlar. Eğer serveti elinden giderse, dönüp de onun yüzüne bakmazlar. Servet ihtirasıyla dolu olan insan da en çok bu korkuyu yaşamaktadır. Şayet servetini kaybederse bütün değerini kaybedeceğini zanneder ve bu zannında haklıdır da. Bundan dolayı rahat uyuyamaz. Servetini korumak için her türlü hile hurdaya ve zorbalığa başvuracaktır. Servet ihtirası gerçekten de değersiz bir ihtirastır. Nasılsa toprağa onsuz, Yaradan’ın huzuruna onsuz varılacaktır.

Muhterisler, kuvvetli fakat eksik ve akılsız insanlardır; Çünkü değersiz şeylere ihtiras göstermek süflî bir duygudur.

İhtiras eşyaya ve dünyaya aşırı bağlanmak, ona hak etmediği değeri vermektir. Bu anlamıyla dünya ve içindekilere fazlasıyla değer verilmemelidir. Güzel hasletlere bağlı olmak ve onlara göre hareket etmek ise dünyaya hak ettiği değeri vermek ve bu esaslarla hayatı idame ettirmektir. Olması gereken de budur.