Şöhret Üzerine

Şöhret Üzerine
Muhammed ÖZEN
03 Kasım 2016

“Şöhret, âfet olduğu kadar da vesile-i rahmettir.”1 

Şöhret afettir. İnsan meşhur olma arzusu taşır. Meşhur olmak için yanlış yollarda yürümeye kalkabilir. Meşhur olmadan önce ya da meşhur olduktan sonra doğruları gizleyebilir. Birinci durumda şöhret basamaklarında yükselir, ikinci durumda mevcut hali korumuş olur. Ancak bu yükseliş ve koruma doğrulardan yüz çevirme pahasınadır. Ne kötü bir alışveriş! İnsan, şöhrete ulaşmak için doğruya açıkça muhalefet de edebilir. “Muhalefet et ki tanınasın” atasözü bunu en güzel şekilde ifade etmektedir. Meşhur olduktan sonra geldiği konum onu büyüklenmeye sürükleyebilir. Şöhret gururunu okşar ve sanki vızıldayan sinekleri o yaratmıştır (hâşâ).

Şöhret rahmet vesilesidir de; çünkü meşhur bir adamın doğruları çok fazla kişiye ulaştırması çok fazla çaba gerektirmez. Bu zahmetsiz erişim, enerjisini daha fazla doğru bilgi edinmeye ayırmasını sağlar. Meşhur olmayan birinin bu kadar zahmetsiz bir şekilde bu kadar insana ulaşması mümkün değildir. Hatta öyle ki, şöhretli adamın fikirlerinin ölümünden sonra bile çok fazla insana ulaşması mümkündür. Doğruları insanlara iletmesi ve iyi bir insan olarak bilinmesi hem dünya hayatında hem de ölümünden sonra rahmettir. Yüzlerce ve binlerce insan onun vesilesiyle iyi işler yapmıştır, yapmaktadır. Bu mutluluk vesilesi olduğu gibi ahirette de karşılıksız kalmayacaktır, amiller amel ettikçe sevapları çoğalmaya devam edecektir.

Şöhret öyle bir şey ki, ateş olması da rahmet olması da insanın elindedir. Ama ne yazık ki onu doğru kullanabilenler çok azdır.

Dipnotlar
1. Ahmed Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, s. 9.