Bilginin Satılması

Bilginin Satılması
Muhammed ÖZEN
04 Mayıs 2016

“…alınabilen şeyler değersizdir.”1 

Yazarlar, sanatkârlar, düşünce adamları, eğitimciler yaptıkları iş çerçevesinde Ticaret Hukuku dâhilinde tüccar sınıfından değillerdir. Ancak nedendir bilinmez bazı insanlar tüccar gibi hareket etmekte; satılmaması gereken şeyleri satmaktadırlar.

Ruhu ve zihni besleyen ürün ve faaliyetlerin satılması çok eskiden beri yerilmekte, ayıplanmaktadır. Sofistler para karşılığında insanlara felsefe (yapmayı) öğretiyorlardı. Protagoras, Gorgias, Thrasymakhos ünlü sofistlerdendirler. Platon, felsefeyi satmaları sebebiyle onlara düşman kesilmiştir ve diyaloglarında onları elinden geldiğince tutarsız, düşüncesiz ve ahmak kişiler olarak göstererek aşağılamaya çalışmıştır.2 Platon, Sofistlere: “Ruhun beslenmesi için gerekli olan gıdayı satan tüccarlar” yakıştırmasını yapmıştır. 

Bilgi ve fikir eğer bir ticari ürün olarak görülürse elbette tüccarlar arasında bir rekabet ortamı da oluşacaktır. Platon, bir diyalogunda; Protagoras’tan ders almak isteyen bir gencin Sokrates’in yanına gidip durumu ona arz etmesinden bahseder. Sokrates genç adama, yeterince parası varsa istediğinin ulaşılamaz bir şey olmadığını söyler. Sokrates ile Protagoras’ın konağına giderler. Protagoras kendi malı olan hitabeti pazarlarken, odanın bir köşesinde astronomi satan Hippias’a taş atarak genç adama “Ben sana en yararlı olacak şeyi öğreteceğim” der.
İnsan yetiştirmek sanatların en büyüğüdür. Tüm yeteneklerinizi ortaya koymanız gerekmektedir. Ahlaklı ve akıllı çocuklar yetiştiren anne ve baba dünyadaki en büyük sanatkârdır. Günümüzde insanlar para kazanmak için öğretmenlik yapmaktadırlar.3 Para için tercih edildiğinden kendini bu işe adamak isteyen insanlar değil de; midesini düşünen, gün bitse de evime gitsemin derdine düşen insanların tercih ettiği bir meslek haline gelmiştir. Jean-Jacques Rousseau, Emile ya da Eğitim Üzerine kitabında mürebbiliğin para karşılığında yapılmaması gerektiğine vurgu yapmış ve bir mürebbinin asıl amacının insan yetiştirmek olması gerektiğini belirtmiştir.4 Para için insan yetiştiren öğretmen nasıl olur da nitelikli insanlar yetiştirebilir? Bu iş; tarlada kabak yetiştiren çiftçinin, inşaatın önünde harç karan inşaatçının, ekmek satan bakkalın işiyle en küçük bir benzerlik göstermemektedir ki para kazanmak için yapılsın. İnsan yetiştirmek yüce ruhların işidir. Sadece para hırsıyla öğretmenlik yapan sefil ruhlar; kayırmacıların kayırmasıyla para kazanmaktan öncelikli hedefleri olan yüce ruhları, erişmek istediklerinden alıkoyabilir. Bu ise hem öğrencilerin hem öğretmenlerin hakkına girmektir.
Bir işin içine para girdiği zaman o iş süfli bir iş olup çıkmaktadır. En yüce meslek insanlara hakikatleri anlatmaktır, peygamberler en büyük ve gerçek öğretmenlerdir. Bunun için peygamberler ve din adamları bir ücret talep etmezler.5 Çünkü bu yüce iş para karşılığında yapılırsa; aslının yüceliği sebebiyle alçalacak sefil bir iş olacaktır.

Sattığınız şey sizin değildir, mülkiyeti yeni malike geçer. Paylaştığınız ise hem sizin, hem onun, hem benimdir.

 

Dipnotlar
1. F. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt.
2. “Sofistlerden Thrasymakhos’un konuşmak için bile para talep edecek halde olduğunu söyler.” (Devlet, s. 20).
3. Öğretmenlerin tek görevi çocuklara bir şeyler ezberletmek değildir, çocukları eğitmek yani insan yetiştirmek de onların görevidir.
4. “Benim elimden çıktığında eminim ki ne yargıç ne asker ne de papaz olacaktır; önce insan olacaktır.” (Jean-Jacques Rousseau, Emile, s. 12).
5. “Ücret istemiyorum.” (En’âm Sûresi; 6/90, Yûnus Sûresi; 10/72, Hûd Sûresi; 11/51, Furkan Sûresi; 25/57, Şuarâ Sûresi; 26/109, 127, 164, 180, Sa’d Sûresi; 38/86).