Davet Ederken Dikkat!

Davet Ederken Dikkat!
Mehmet YORULMAZ
07 Mart 2017

Sahabilerin savaştığı bir gazvede Usame b. Zeyd’in başına gelenleri hatırlayalım. Savaş esnasında savaştığı hasmını tam öldürecekken adam Kelime-i Şehadet getiriyor ama Usame adamın bunu korkudan yaptığı hükmünü vererek onu öldürmüştür.

Sefer dönüşü olayı Nebi’ye (s.a.v.) söylediler. Nebi’de; Usame demek sen Rabbim Allah diyen birini öldürdün ha! diyerek kınadı o kadar çok kınadı ki Usame; keşke bu olaydan sonra Müslüman olsaydım dedi.

Bu hadise aslında bu çağın davetçilerine bu çağda davet adına yapılanların ne kadar hassas ve titiz olması gerektiğini gösteriyor.

Evet bu çağda şu an mahallelerimizde savaş yapmıyoruz fakat yeri gelince daha ilk tanıştığımız insanlara konuşmamızla, davet şeklimizle, giyim tarzımızla ya da dilimizle insanlara bir kılıç hamlesi gibi kıyabiliyoruz.

Bu çağda Müslümanlar olarak Risalet davasını insanlara Hz. Nuh’un (a.s.) sabrıyla davet etmek zorundayız.

Nebi insanları ‘davet’ etti ‘yadırgama’dı. Şunu hiç bir zaman unutmamamız lazım; iman etmeyen ve şu anki cahil toplum iman ettiği din hakkında hiçbir şey bilmiyor. Bunu böyle kabul etmemiz lazım.

Yani namaz kılmayan bir adamla yıllık ne kadar zekât vermesi gerektiğini konuşmamız çokta yerinde bir hareket olmasa gerek.

Her şeyin bir adabı ve sırası var. Allah (c.c.)  Kur’an-ı Hâkimi peyderpey indirdi. Bunu bilerek insanlara bir anda yüklenmemek lazım, merhametle yaklaşmak lazım.  Rabbimiz isterse herkes bir anda iman eder fakat bu dünyada yaşadığımız hayatın bir imtihan olduğunu hatırlayarak insanların hidayeti için canımız, malımız ve bütün bir hayatımızı harcamamız lazım. 

Bu gün hayatlarını az çok bildiğimiz ve çok güzel işler yapan sahabilerin bazıları İslam’ın geldiği ikinci gün bazıları da yıllar hatta hayatının son demlerinde iman etti. Yani hidayet Rabbimizin (c.c.) elinde, o isterse olur. İslam tarihine baktığımızda Hz. Nuh (a.s.) yaklaşık 950 sene sabır ve sebatla Risalet davasını yaydı sonuç ise eşi ve oğlu Kenan iman etmedi bu nebilerin yaşantılarında böyle imtihanlar varken bizim hayatlarımızda da olması gayet normal. Sadece bir saat gidip bir insana İslam’dan bahsetmemiz ve karşımızdaki de  dinlemeyince de bundan adam olmaz diyerek geri adım atmamız doğru bir hareket değil. Hz. Nuh (a.s.)  o kadar sene tebliğ ve irşad görevini yerine getirirken son anda bile oğluna gel diye kurtuluşa davet etti. 

Bu çağda Ad ve Lut kavminin helak olmasına sebep olan şartların aynısı 21.yy ‘da dünyanın birçok yerinde yaşanmakta olduğunu görmekteyiz.  Şartlar böyle olurken haliyle buna göre davet etmemiz lazım yani gelen taşlara taş atarak cevap vermemiz lazım. Aksi takdirde internetin teknolojinin bu kadar geliştiği bir devirde hala saatlerce sohbet etmek, nasihat vermek çok da etkili olmuyor.

Müslümanlar artık anlatmak istediklerini çocuklara çizgi filmlerle anlatmalı, oyunlar geliştirmeli, çocuk psikolojisine göre hareket etmelidir.

Yapılaması gerekenler ;
Hayatın her anında Rabbimizin dinine davet etmek (ev, iş, okul, metroda)

Davet ettiğimiz insan İslam’ı bilmiyor ona göre davranmak, empati kurmak.
Aramızdaki sevgiyi, kardeşliği onlarla muhabbet ederken de göstermek.

Müjdelemek, kolaylaştırıp zorlaştırmaktan kaçınmak.

Sabretmemize karşılık Rabbimiz ayetinde ’...sabrettiğiniz için size selam olsun ahiret yurdu ne güzeldir.’ 1

Hz. Ali’den (r.a.) rivayetle Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: ’Ey Ali, bil ki senin elinle bir insanın hidayet bulması, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.’2

Dipnotlar
1. Ra’d Suresi, 13/4
2. Müslim, Buhari 

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!