Ufuklar ve Adamlar

Ufuklar  ve Adamlar
Gamze ÖZDEN
04 Mayıs 2016

Ötede ufuklar var, görüyorum… Altında irili ufaklı adamlar… Hepsi aynı hizada, bulutlara şekil giydiriyor…

Dümdüz ovalarda koşturuyorlar… Dik yokuşları çıkıyorlar... Derelerden geçiyor, köprüleri selamlıyorlar…

Küçük adamlar ön sırada yürüyor… Bulutlar onlardan gizleniyor… Göremiyorlar ötesini... Engel oluyor göçmen kuşlar... Rüzgârın azizliğine kapılıyorlar.

Ortanca adamlar bulutlardan geri kalanları izliyor… Gökresmin yarısını paletlerine gizliyorlar... Dev varaklara nakşetmek için pamukçukları... Hep yarım kalmış güzellik, kemale erememiş ve eksik kalmış cemal…

Büyük adamların başı arşa değiyor sanki… Ağaçlara kafa tutarcasına uzanıyorlar göğe… Kuş kalabalığını elleriyle dağıtıyorlar… Ve bulutlara dokunuyorlar… Rüzgâr esintilerine el sallıyorlar... Uzak değil onlara gök, sanki yürümüş de ayaklarına serilmiş bulut halıları... Oracıkta öylece kalıyorlar...

Küçük adamlar bitkin, gözleri patlıcan moru... Uykusuz ve huzursuz... İçlerini grimsi bir toz dumanı kaplıyor... Öksürüyorlar... Yaşarıyor hepsinin gözleri... Toza alerjileri var çünkü… Ufukları ise o dumanın ardında onları bekliyor söz verdiği yerde ve vakitte... Doğrulmaları gerekiyor döşeli yataktan... Ağır yorganı kaldırıp, içlerini kaplayan bu dumanı kusmaları gerekiyor...

Ortanca adamlar hayatın da tam ortasındalar... Boyları da bir noktada kalmış, uzamıyorlar... Uzamak ve uzanmak istemiyorlar çünkü… Hallerinden mesut ve memnunlar… Ufkun yarısına malik olmak onlara kâfi geliyor…

Büyük adamlarsa sığmıyorlar hiç bir yere... Arza ve göğe... Yıldızlara ve çimenlere... Zamana ve mekâna... Sığmıyorlar... Delikanlı fidanlarken bir vakit onlar… Filizlenmesi için toprağa fidan dikiyorlar... Arza miras olsun, göğe nida... Şiarları bu olmuş onların... Hayatları adanmış doğmadan evvel bu amaç için... Büyüyorlar...

Küçük adamlardan bir grup var ki; göğe baktıklarında fezadan haber alıyor onlar... Yıldızlarla konuşuyorlar… Aya çoktan ayak basmış, geride nice ufuklar bırakmışlar... Onlar cismen küçük, ruhen büyük adamlar... Onlar geleceğin dinamik büyük adamları...

Ortanca adamlar, ortanca çiçeklerini suluyor... Kaldıkları yerden devam ediyorlar…

Büyük adamlardan bir grup vardır ki, çöl fırtınasının ortasında kalmışlar... Gözleri toz dolmuş… Açamıyorlar…

Fezanın lügat anlamından dahi bihaber; boş bakış ve süzüşlerle ayı ve yıldızları izliyorlar... Onlar cismen büyük, ruhen küçük adamcıklar... Yok olmaya mahkûmlar…

İrili ufaklı adamlar yan yana yürüyorlar… Kiminin ayak izi derin, kimininki vasat, kimininki ise silinmek üzere…

Gece gündüz yürüyor kimisi… Kimisi gündüz yürüyor, gece uyuyor… Kimisi ise uyuyor aydınlıkta ve karanlıkta… Hayat da yürüyor onlarla birlikte… Gölgede buluşacakları günü bekliyor…

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!