Öleceğiz Müjdeler Olsun

Öleceğiz Müjdeler Olsun
Ebru CİHANGİR
03 Ekim 2019

Ölümün yüzü soğuktur. Ne kadar sevdiğiniz birini kaybetseniz bile... Soğuk bir bedene karşı hep bir mesafe koymuşuzdur. Canımızdan bir parça olsa bile ölüm girince aramıza anlamını yitiriyor sevgiyle tuttuğumuz eller. Ruh bedenden ayrılınca bir önemi kalmıyor sevgiyle baktığımız gözlerin. Şefkatle başımızı koyduğumuz göğsünde kalp atışını duyamadığımızda anlıyoruz artık çok uzaklara yolculuğun başladığını.

Çabucak ayrılmanın telaşındayız. Çabucak mezar yeri açmanın, çabucak toprak atmanın... Bundan da ayrı bir gurur duyarız. İlk toprağı atmanın, tabuta omuz vermenin, en ön safta namaza durmanın...

Ölüm acı olduğu kadar ilginç bir şeydir. Alışmanın kötü bir şey olduğunu düşünsek bile bunu yapmak zorunda hissederiz. Sevdiğimiz insanın adı bile kalmaz dilimizde. Onun adı artık 'cenaze' dir. Sanki hiç karşılıklı yemek yememişiz, hiç hasbihal etmemişiz gibi... Fatiha'yı okurken bile mevtanın ruhuna diye okuruz. 

Bunca yaptığımız şeyin bir gün bize de yapılacağını düşününce... Yakıştıramıyor insan kendine. Ölüm ile yan yana koyamıyor insan kendini. Klasik bir deyişle, yarın ne giyeceğimizi düşünürken aklımıza hiç kefen gelmiyor. Sanki sadece eşimize dostumuza gelecek veya daha çok düşündüğümüz hasta komşumuza gelecek gibi, ölüm... Ölümle aramızda daha çok yıllar varmış gibi. Yapacak daha çok işimiz var bizim. Ölmek de ne oluyor(!) Daha okulu bitireceğiz, daha terfi alacağız, daha evleneceğiz, daha oturma gurubunu değiştireceğiz... Dahalar uzadıkça uzar planlarımızda. Plan yapanların en hayırlısının planını hiç düşünmeyiz.

Bize dokunmayınca ucu ne de kolay “Allah rahmet eylesin” demesi.

Değer verdiğim birini kaybettiğim zamana dek ne kadar da kolaydı cenaze nakil aracını görmek. Sevdiğinizi taşıdığını bildiğinizde nasıl da yakıyor canınızı yeşilin en zor tonu. “Her nefis ölümü tadacaktır.” yazılı örtü kalbinizin en acıyan yerine nasıl da dokunuyor. Nasıl da kulaklarınızı tırmalıyor aracın siren sesleri. Akşam karanlığında yanıp sönen yeşil ışıkları takip ediyor olmak nasıl da uzatıyor alışageldiğiniz yolları. Yolları son kez geçtiğini biliyorsunuz kaybettiğiniz sevdiğinizin.

Bir yerlerden izliyordur düşüncesiyle sevginizi göstermeye çalışıyorsunuz. Size de en çok yakıştırdığı işi yapma peşindesiniz belki de. Bir 'Yasin' daha fazla okuma derdindesiniz.
Belki de... En olmaması gereken isyan sözlerine mi kayıyor dilleriniz. Dizlerinizi dövmeye mi gidiyor elleriniz? Kelime-i Tevhid yerine ağıtlar mı gönderiyorsunuz göklere? 

“İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” (Şüphesiz biz Allah'tan geldik ve şüphesiz dönüşümüz O'na dır) teslimiyetiyle ölümü karşılamak ne güzeldir. İlk anda sabredebilmek, öleni de ölümü de unutmamak ne güzeldir.

“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber.

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?

Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun!

Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!”

Dizelerini yazan şairin fikriyatına erişebilmek ne güzeldir.

Her şeyden güzeli de, ölmeden önce ölmektir...