Gül ve Diken

Gül ve Diken
Ebru CİHANGİR
26 Temmuz 2017

Yine geceyi yarıyor bu yaşlı gözler,
Yine sevdada düğümleniyor sözler.
Hiç bitmeyecek sevdaya uzanırken kollarımız,
Bir anda dünya takılıyor ayaklarımıza.
Ne çok kıymet verdik de, kaybettik insanlığımızı.
Ne çok sevdik de, kaybettik sonsuzluğumuzu.
Sevmek, kıymet vermek…
İki nadide kelime nasıl da yakışmıyor dünya kelimesine.
Nasıl yakışmıyor da sürüklüyor çöplüğe aşkları.
Âşıkları yerle bir ediyor da nasıl çıkıyor zeytinyağı misali gün yüzüne.
Nasıl bakarsın ey dünya! Yaralı yüreklerin yüzüne?
Nasıl açıklarsın geçiciliğini, ebedi güzelliğe?
Ah insan! Sensin dünyayı dünya yapan,
Dünyayı sevdaya yol yapan…
Nasıl bir ikilemdir ki bu?
Gül, diken…
Ahiret özlemi çöküyor yüreğimin en derinine,
En çok o yer ediniyor benliğimde.
‘Cennet’ derken coşan kalbim sığmaz oluyor kabına.
Ne çok özlüyorum Rabbim seni.
Ne çok gittiğimi sanıp kandırıyorum kendimi Sen’den…
Sen’den gitmek ne demek bilmiyor aciz aklım,
Muhtaç varlığım bilmiyor Sen’deki azameti,
Kavrayamıyor aciz  aklım merhametini…
Yine de Sen öğret Allah’ım Sen’i…
Sen sev sevmeyi beceremeyen yüreğimi.
Sen sev ki kurtuluşuma yol olsun.
Sen sev ki kül olmasın bu beden 
Senin yoluna kul eyle ki minnet eylemesin insanlığım
Dünyanın sahte rablerinden…