Koronavirüs Hakkında Anne-Babalara Öneriler

Koronavirüs Hakkında Anne-Babalara Öneriler
Psk. Dan. Hüseyin ŞAHİN
05 Mayıs 2020

 

“Krizler genellikle sinyallerini önceden verirler”

İlk olarak Çin’in Wuhan kentinde görülen, başlangıçta gizemli bir şey olduğu ifade edilen, bir süre sonra Koronavirüs  olduğu anlaşılan ve az bir zamanda  dünyaya yayılarak salgın bir hastalık olarak ilan edilen bu virüs, kısa sürede dünyayı derin bir ekonomik, sosyal ve siyasî kriz içine sürüklemeye başlamıştır. Bu virüsün oluşturduğu belirsizlik, korku,  panik ve kaygı nedeniyle  birçok insan neredeyse tüm sosyal etkileşim ve aktivitelerini  durdurma durumuna gelmiştir. Dünyanın önde gelen bir çok  biyolog,  epidemiyolog, farmakolog ve diğer ilgili uzmanlarının yorum, değerlendirme ve öngörüleri de bu panik, korku ve kaygı halini derinleştirmektedir. Örneğin; Honk Kong Üniversitesi’nden koronavirüs uzmanı Prof. Dr. Gabriel Leung; “Eğer virüs kontrol altına alınmazsa  küresel nüfusun yüzde 60’ını enfekte edebileceği” görüşündedir.[1]

Zaten bugünün çok kutuplu dünya düzeninde hiçbir başat aktörün 'istikrar oluşturucu güç' rolünü üstlenmek istememesi ve günümüzün sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel ve psikolojik koşulları, küresel siyasî, ekonomik ve sosyal krizlerin her geçen gün daha da yayılmasına ve derinleşmesine zemin hazırlamaktadır. Yaşanan koronavirüs krizi de bu zemini daha da güçlendirmiştir.

Bugün dünya küresel bir kriz içindedir ve ne yazık ki hemen hemen tüm ulus devletler  bu krize çözüm için bütün kaynaklarını seferber etmiş durumdadır. Devletlerin ve toplumların  karşı karşıya kaldıkları bu tür krizler, kuşkusuz  aileler  ve  bireyler için de bir kriz durumu oluşturmaktadır. Ancak, bazen krizler aynı zamanda içlerinde çok büyük bazı fırsatları da barındırırlar. İşte bu aşamada kriz ile baş edebilmek ve krizi doğru yönetmek, kendi duygularımızı; kaygı, stres, öfke ve korkularımızı  yönetmekle doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda  kendimizi, ailemizi ve özel anlamda da bizlerin  doğru rehberliğine  ihtiyaç  duyan  çocuklarımızı  küresel bir kriz haline gelen, “Koronavirüs Krizinden” koruma, ailemizin değerlerini fark etme ve  aile sistemimizi güçlendirmek için bir fırsata dönüştürmede  biz ebeveynlerin tutumu ve duruşu  oldukça önemlidir. İşte, bu anlamda koronavirüs tehdidi karşısında anne babalar olarak çocuklarımıza karşı bazı sorumluluklarımızı  aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:

Dünya Sağlık Örgütü’nün,  “pandemi (salgın hastalık” olarak ilan ettiği ve Koronavirüs  (COVID-19) olarak isimlendirilen bu küresel risk durumu karşısında kendimize, çocuklarımıza, topluma ve insanlığa karşı önemli bazı sorumluluklarımız olduğunu unutmamalıyız.

Bu virüs,  çok hızlı bir şekilde insandan insana bulaşma ve sağlığımızı çok ciddi şekilde tehdit etme özelliği nedeniyle tüm dünya da küresel bir kriz olarak değerlendirilmiştir.

Çocuklarımızı, “Koronavirüs” ile ilgili bilgilendirirken bu hastalık yapan virüsün anlamı, ciddiyeti, bizler için oluşturduğu riskler ve korunmak için almamız gereken önlemlerin neler olduğu hakkında ilk önce kendimiz doğru bilgileri, alınması gereken tedbirleri resmî kurumlar, güvenilir uzman ve kaynaklardan öğrenmeliyiz. Ve öğrendiğimiz bilgiler doğrultusunda,  yapılması ve yapılmaması gerekenlere dair önerilere titizlikle uygun davranmalı, çocuklarımızın da bu önerilere uygun hareket etmeleri için onlara tutum ve davranışlarımızla örnek olmalıyız.

İşte,  tüm dünyayı etkisi altına alan ve insanlık için ölümcül riskleri olan “Koronavirüs”  tehdidi karşısında anne–babaların aşağıdaki öneriler doğrultusunda davranmalarının uygun olacağı düşünülmektedir:

  • Çocuklarımıza Koronavirüsün ne olduğunu, nelere dikkat edersek bizlere bir zarar vermeyeceğini, korunmak için aile olarak neler yapmamız gerektiğini telaş yapmadan, sakin bir şekilde anlatmalıyız.
  • Alınabilecek önlemler konusunda beraber bilgi edinerek, neler yapılması gerektiğini öğrenerek ve yapılması gereken önlemleri birlikte uygulayarak, onun kendisini güvende ve rahat hissetmesini sağlamalıyız.
  • Konu hakkında konuşurken, gereksiz ve uzun cümleler kurmadan, durumu somutlaştıran örnekleri onların yaşlarına göre seçerek, kısa ve  anlaşılır cümleler ile anlatmalıyız.
  • Öncelikle her kriz anında olduğu gibi şu an karşı karşıya kaldığımız Koronavirüs tehdidi karşısında da anne-babalar olarak kaygılanmadan, panik yapmadan, sakinliğimizi ve soğukkanlılığımızı korumalıyız. Yaşamın normal seyrinde devam ettiğini ancak evde kalarak;  okula gitmek, işe gitmek,  sokağa çıkmak, komşularımızla oturmak,  arkadaşlarımız ile bir araya gelmek gibi yaptığımız bazı şeylere bir süreliğine ara verilmesi gerektiğini gerekçeleri ile  çocuğumuzun yaşı ve gelişim düzeyine uygun şekilde açıklamalıyız. 
  • Çocuklarımıza bu durumun geçici olduğunu, yetkililerin uygun görecekleri bir  zamandan sonra sona ereceği ve her şeyin önceden olduğu gibi hatta çok daha güzel şekilde devam edeceği mesajını vermeliyiz.
  • Bizimle korku ve kaygılarını paylaştıklarında, ”korkacak bir şey yok,  niçin korkuyorsun, korkmak sana hiç yakışır mı vb. gibi”  cümleler kurmaktan kaçınmalı;   bunların yerine;  “seni anlıyorum, evden çıkamadığın için sıkılıyorsun, okula gidemediğin için mutsuzsun.  Ancak bu durumlar  geçici ve  bir süre sonra her şey eskisi gibi olacak” ya da “bu hastalığa yakalanmaktan korkuyorsun ama bunun olmaması için gereken önlemleri birlikte alıyoruz” şeklinde rahatlatıcı, onların duygularını, özellikle de üzüntü, korku ve kaygılarını anladığınızı hissettirecek şekilde açıklamalar yapmalıyız.
  • Çocuğumuz eğer bizlere o an cevabını bilmediğimiz bir soru yöneltirse,  kısa ve  net bir ifade ile “bunun cevabını bilmediğimizi” fakat onda merak uyandıran (öğrenmesinde sakınca olmayan) bir bilgi ise “bunun  cevabını araştırabileceğimizi” söylemeliyiz.
  • Söz konusu virüs ile ilgili önlemler haricinde  çocuğumuzun;  uyku, kahvaltı, yemek saati, okulla ilgili sorumlulukları vb. gibi rutinlerini uygulamaya devam etmesini sağlamalı, bunu başarması için bizler de kendi günlük rutinlerimizi yerine getirerek ona örnek olmalı ve böylece, “hayatın normal şekilde devam ettiğini tutum, davranış ve  uygulamalarımız ile göstermeliyiz.”
  • Evde gerekmedikçe virüs, hastalık, hastalananlar vs. hakkında konuşmamalı, çocuğumuzla kaliteli vakit geçirmek için yaş grubuna uygun; “aktiviteleri, geleneksel aile içi oyunları, birlikte izlenebilecek programları, kitap okuma saatlerini beraber planlayıp, uygulayarak evde bir arada olmayı, aile olduğumuzu gösterecek şekilde” fırsata dönüştürmeliyiz. Dostoyevski’nin dediği gibi, “ruhunuzu iyileştirmek için çocuklarımızla vakit geçirmeliyiz.”
  • TV izleme, tablet, internet, akıllı telefonlarla vakit geçirme konusunda  onlarla konuşarak, yaş ve gelişim düzeylerine uygun olacak şekilde bunlara;  hangi zaman aralıklarında, ne kadar süre ayıracakları,  neler yapabilecekleri ya da neleri izleyebileceklerine dair sınır belirlemeli, zaman planlaması yapmalıyız.
  • Mümkün olduğunca çocuklarımızın yaş ve gelişim düzeylerine uygun olmayan dizi, film ve diğer programları, özellikle de şiddet, karamsarlık, korku, zorbalık ve cinsellik içerikli programlar ile uygun olmayan magazin, virüs ve hastalığın konuşulduğu  programları ve haberleri izlettirmemeli, bizler de onların yanında izlememeye özen göstermeliyiz.
  • Kaygılandığını hissettiğimiz ve gözlemlediğimizde, onun duygu ve düşüncelerini ifade etmesini teşvik etmeli, eğer konuşmak istemiyorsa, ”biraz mutsuz ya da kaygılı olduğunu görüyorum,  bunun nedenini benimle konuşmak ister misin?” şeklinde ifadelerle konuşmasını sağlayabiliriz.
  • Çocuğumuza sevgimizi daima hissettirmeli, onun kendini güvende ve iyi hissetmesi için ebeveyn olarak gereken çabayı göstermeliyiz.
  • Her durumda çocuklarımıza rol model olduğumuzu; onların yaşanan olaylar ve olanlar karşısında nasıl bir tutum geliştirecekleri, nasıl tepki verecekleri ve ne tür bir duygu hali içinde olacakları hususunda  daha çok anne-babalar olarak bizlerin tutum, davranış, tepki ve duygularımızın belirleyici olduğunu, onların en çok bizlerden etkileneceklerini hiçbir zaman unutmamalıyız. Çünkü duygular bulaşıcıdır. Anne-babalar olarak bu koronavirüs sorunu karşısında takınacağımız tutum, göstereceğimiz davranışlar, vereceğimiz tepkiler ve özellikle de duygu halimiz, benzer şekilde çocuklarımıza da aksedecektir.
  • Resmî yetkililer ile güvenilir alan uzmanlarının uyarılarını dikkate alarak hem kendimizin hem de diğer insanların bu hastalıktan  korunabilmesi, zarar görmemesi ve üzüntü yaşamaması için  önerilere  uygun davranmamız  ve bir süre daha  evlerimizde kalmamız gerektiğini gerekçeleri ile çocuklarımıza usulünce  anlatmalıyız.
  • Ve korunmak için uzmanların önerdikleri; “elleri en az 20 saniye kadar sabunla iyice yıkamak, zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmamak, kalabalık ortamlara girmemek; yüze, ağza, burna ve gözlere yıkanmamış ellerimizle dokunmamak, öksürük ve hapşırık sırasında ağzı ve burnu bir mendil ile kapatmak, sonrasında o mendili atarak elleri yıkamak, kapı kolu, telefon, klavye, TV. kumandası gibi ortak ve sık kullanılan ve sıkça dokunulan nesneleri sıklıkla temizlemek ve dezenfekte etmek; insanlarla en az bir metre  sosyal mesafede durarak konuşmak, özellikle de hasta iken evden çıkmamak ve çok zorunlu olmadıkça kesinlikle hastanelere gitmemek gibi” korunma önlemlerini uygulamalı, çocuklarımızın da bu önlemleri uygulamalarını sağlamalıyız.
  • Eğer; ateş, öksürük ve nefes alma zorluğu gibi bazı belirti ve şikâyetler olursa bunları ciddiye alarak, böyle bir durumda uzmanların önerileri doğrultusunda hareket etmek ve hiçbir kimse ile temas etmeden mutlaka aile hekimimiz ya da en yakındaki sağlık kuruluşuna başvurmak  gerektiği konusunda duyarlı olmalı, aile ve yakın çevremizdeki insanları da bu hususta uyarmalıyız.

Sonuç olarak,  doğru  ve kaliteli bir yaşam için  çabalamalıyız.  Ve unutmamalıyız ki, “sağlıklı yaşamanın en pratik  yolu, sağlığımızı tehdit eden ve bozacak olan şeylerden; huzurlu olmanın en kısa yolu ise huzurumuzu bozan  şeylerden  uzak  durmak, sevdiklerimizle  paylaşmak, sahip olduklarımızın değerini  kaybetmeden önce bilmektir.”

“Evde Kal, Sağlıklı Kal.” Unutmayalım ki, “Hayat Eve Sığar.”

 

 

[1] Nurtettin Akçay, Koronavirüs Dünyayı Derin Bir Ekonomik ve Siyasi Krizin İçine Sokabilir. Independent Türkçe. 5 Mart 2020.

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!