Hac Dönüşü

Hac Dönüşü
Garip SAĞLIK
10 Aralık 2015

Her sene zilhicce ayında içim sevinçle dolar arefe günü, Arafat’takilerle birlikte dua ederim. O gece Müzdelife’den Mina’ya akan hacılarla birlikte bende akar giderim. Bayram sabahı Kâbe’yi özler, içimden kurban keserek saçlarımı kazıtıp, hacılara katılma isteği doğar. Hac dönüşü hacıların gelişini sevinç ve hüzünle birlikte beklerim.

Yıllar önce hac dönüşünde eve girdikten sonra önemli bir ibadeti yerine getirmenin mutluluğu içimi kaplamıştı. Manevi bir halin benimle birlikte olduğunu hissetmiştim. Bu manevi hal yanlış veya eksik bir amel yapmadıkça devam etti ancak bir ay sonra bu hissin kaybolduğunu hissettim. Haccın üzerimdeki etkisi sadece bu kadar mı olmalı ya da hissin dışında bakış açım da değişmeli miydi? Hacdan geldiğimde bende değişen ne olmalı? Sadece bir daha hacca gitme isteği mi? diye düşünceler aklıma gelmişti.

Etrafımda bir daha hacca gitsem diye yananlar, Kâbe’yi bir daha görmek isteyenler, tekrar anadan doğma günahlardan temizlenmeye çalışanlar, defalarca hac yapmak istediklerini söylüyorlar. 

Hac bu isteklerden mi oluşur? Hacda insan ne ile karşılaşır, ne öğrenir? Hacdan geldiğimizde dibi delik bir kovayla geliyoruz diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Biriktirdiğimiz maneviyatı döke döke geldik. Hac ve umre ziyaretlerinde yaptığım tefekkür ne öğrendiğim ve nasıl dönmem gerektiği üzerine idi. 
Ömürde bir kez hac yapmak farz olduğuna göre hakkı verilerek yapılan bir haccın; ilmi, ameli, manevi kazançları bir ömür Müslümana yetmeliydi. 

Haccın bir eğitim olduğunu anladım. Nasıl ki acemi birliğine giden asker orada temel eğitimi görür sonra da usta birliğine gittiğinde bölükte ya da cephede askerliğin gerektirdiği asıl amelleri hayata geçirir ise hac da acemi birliği eğitimi gibiydi. Hacdan geldikten sonra ölene kadar yaşayacağımız sürede aldığımız hac eğitimi gereği hayatımızı İslam’a uygun yaşayarak şeytan ve askerleri ile mücadele etmeliyiz.  

Hacda yapılan ibadetler yani eğitimler güç isteyen ve yorucu işlerdendir. Genç yaşta hacca gitmeme rağmen bu ibadetin mutlaka genç yaşta yapılması gerektiğini anladım. Hem meşakkatlere katlanmak hem de ömür sonuna kadar lazım olan eğitimi ömrün başında almak için hacca genç yaşta gidilmeliydi. Yaşlı birinin iyi eğitimi ne işe yarar ki, belki olgunluğunu arttırır. Ama genç bir hacı, aldığı şuur sebebiyle ömrünü İslam’a uygun yaşamaya çalışır.

Hacda hangi eğitimleri gördün derseniz bunun uzun bir konu olduğunu gidenler bilir ancak birkaç noktasını anlatmaya çalışayım. 

Gitmeden evvel gidenlerle yaptığım sohbetlerde, okuduğum kitaplarda haccın birçok yönünün olduğunu bu yüzden uzun bir hazırlık ile bu ibadete hazırlanmak gerektiğini keşfettim. Geldiğimde ise yaptığım üç aylık hazırlık çalışmasının az olduğunu en az altı ay evvelden hazırlık yapılması gerektiği kanaatine vardım.

Havaalanında ihrama girip Kâbe’yi görene kadar söylenmesi gereken Lebbeyk duasını çabucak ezberledim. “Allah’ım sen emret ben hazırım, emrine amadeyim” eğitimi idi. Her sabah uyandığımda lebbeyk diyorum “Rabbim, bize emret, biz de gereğini yapalım” talimatlarına hazırım. Ki Allah Teâlâ’nın (c.c.) talimatları Kur’an ve Sünneti Seniyye olarak bildirilmiştir. Bize örnek olan Sahabe Efendilerimiz (r.anhum) gibi onları öğrenip, inanıp yaşamaya gayret ederim. 

Her sene belli bir mekân olan Arafat Tepesi civarında, belli bir zaman olan Zilhicce ayının onunda toplantıya çağrılan kişiler olan hacılar sözlerinde durarak ilahi bağışlanmayı beklerler. Allah’a (c.c.) verilen sözde durarak O’nun istediği yerlerde, O’nun istediği zamanlarda, O’nun istediği şekillerde hayat yaşanmalıdır. Bu da bir eğitimdir ki zamanı gelmeden ikindi namazını kılamazsınız, şartları oluşmadan yani abdest, temizlik, kıble ve diğer şartlar oluşmadan ikindi namazını kılamazsınız.

Vakti gelmeden, şartları oluşmadan ne namaz kılabilirsiniz ne cihada gidebilirsiniz ne de ilim öğ-renebilirsiniz. Mescid-i Dırar’da namaz olmaz, vaktinden evvel kurban kesilmez, ezber yapamayan hafızlığa gönderilmez. İslam’da her şeyin zamanı, ölçüsü, önceliği vardır.  

Şeytan taşlama eğitimi Hz. İbrahim (a.s.), Hz. İsmail (a.s.) ve Hz. Hacer (a.s.) annemizin sün-
netidir. Hacda ise şeytana ve taraftarlarına savaş açmanın, safını belli etmenin, Allah (c.c.) ve O’na uyan taraftarlarla birlikte olmanın sembolik bir tatbikatıdır. Birkaç gün yapılması ise bu işin sürekli olduğunun göstergesidir.

Hacdan geldikten sonra öleceğimiz güne kadar şeytan ve taraftarlarını tanıyıp onları düşman kabul edip onları taşa tutmak yani onlara itaat etmemek, onların galip gelmemeleri için çalışmak ve mücadele etmek gerekmektedir. Aynı zamanda Allah’ı (c.c.) tanıyıp O’nunla birlikte olmak yani kulluğunu öğrenip rızasını yakalamak, Allah’ın (c.c.) taraftarları olan Müslümanlarla da birlikte olmayı gerektirir.

Tavaf eğitimi ise başlı başına bir eğitimdir. Tüm insanların temsilcileri olan hacılar Kâbe’nin etrafında birlikte birbirlerine çarpmadan dönebilmeleri demek olan tavaf birçok şey anlatmaktadır. Allah’a (c.c.) bağlı yürümenin gerekliliği, bu yürüyüş esnasında diğer insanlara çarpmamak onları incitmemek, istenirse bunun başarılabileceğinin kanıtıdır.

Her renk ve ırktan Müslümanlarla aynı beytin etrafında dönmek; birbirimize üstünlüğümüzün olmadığı, birbirimize çarpmadan yolumuzda yürüyeceğimizi ve bu yolda yürürken Allah’ın (c.c.) dininden uzaklaşmadan o halkada yürümemiz gerektiğini öğreniriz. Hacdan geldikten sonra diğer bütün insanlara hangi ırktan hangi memleketten olursa olsun üstünlüğümüzün olmadığını kabul etmiş bir bilinçle hayatımızı yaşamalıyız. Üstünlük ise ancak Allah’tan (c.c.) sakınarak, korkarak hayırlı işler yapma seviyesidir.

Daha birçok eğitim ve bizi şekillendirmesi gereken konuyu anlamadan birde bakarsınız ki geri dönüş zamanı gelmiştir.

Hacdan gelirken getirilmesi adet olan üç şey zemzem, hurma, misvaktır. Buna ilaveten eşe dosta Türk malı seccade, takke ve tesbih ile Çin malı bir çuval gereksiz eşya ve oyuncak getirilir. Yapılan çarşı pazar gezileri hep başkasını memnun etmek içindir. Kendimize ne getireceğimiz ise gündemimizde olmaz. Çünkü görev yerine getirildi, işlem tamam zannederiz. 

Hacca gitmeden evvel hac ile alakalı her konuyu iyice öğrenmeli, hacca gençken gitmeli, hacdan gelişimizde ise acemi eğitimini tamamlamış asker gibi ölene kadar dünya hayatımızda Allah Teâlâ’ya (c.c.) verdiğimiz sözde durmalı, ümmetin dertleri ile dertlenme ve şeytan taşlama ibadetlerimizi sürdürmeliyiz.

Hacdan sadece zemzem, hurma, misvak ve hediye getiren kendine bir şey getirmemiş demektir. Yani hacdan geldikten sonra davranışlarımızda, hayatımızda herhangi bir değişiklik olmamış ise oradan kalıcı bir şeyler almamışız demektir. 

Rabbim Mebrur bir haccı hepimize nasip etsin. 

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!