Niçin Okumalıyız?

Niçin Okumalıyız?
Celal ÇELİK
09 Şubat 2018

Bir insan neden kitap okuma ihtiyacı hisseder? Veya kitap okumak bir ihtiyaç mıdır? İnsan kitap okumadan da yaşayamaz mı? Okuma üzerine bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkün. Ancak öncelikle kavranması gereken; neden, niçin kitap okuma ihtiyacı hissettiğimiz hususudur.

Okumak öğrenmek demektir. Okumak ilim demektir. Anlama gücünü geliştirmek demektir. Okumak hayatın belli bir kesiminde başlayıp biten bir etkinlik değildir. Bütün bir yaşam boyunca sürüp gider. Okumak aynı zamanda insanları yönetebilme gücüdür. Bilgisizliği ve yanlış inanışları yenen tek güçtür.

Okumak, insanın niçin yaşadığını öğretir. İnsana insan olduğunu hatırlatır.

Bu yüzden okumak gerek, insanı, Kur’an-ı Kerim’i, Kâinatı.

Hepimiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ama belli ki bazen bir şeyler aksar ve bunun sebepleri çoğu zaman bilmeden yaptıklarımızdan   kaynaklanıyor. 

“Bilmek”için “okumak” lazım. Okuyarak bildiklerimiz bizim yapıp-ettiklerimize ışık tutar, bize sağlam bir arka plan sağlar. Ayrıca bilgi olmadan inanç olmaz. İnanç olmadan doğru hayat olmaz. Dolayısıyla bir Müslümanın hayatının doğru düzgün olması için, düzgün ve doğru bilgiye ulaşması lazım. Bunun içinde okumak gerekmektedir.

1-OKUMA VE KİTAP İSTATİSTİKLERİ

İçinde yaşadığımız toplum acaba okuyan bir toplum mudur?

Bugün gelişmiş ülkelerde insanlar birbirlerine, ‘kitap okuyor musun?’ şeklinde değil kaç kitap okuyorsun? Elinde şu an okuduğun kitap hangisi? diye soruyorlar. Ancak bizde durum tam tersine. En son ne zaman ve hangi kitabı okumuştuk? Sorusunun cevabını kaçımız gönül rahatlığıyla cevaplayabilir. Bırakın kitap okumayı, düzenli olarak hangi gazeteyi alıp okuyoruz acaba? O yüzden, ‘Niçin okumuyoruz?’ sorusunun cevabını ararken; Niçin hastalanıyoruz? Neden tedavi olmuyoruz? gibi hayati soruların cevabını ararcasına konuya yaklaşılması gerektiğine inananlardanım.

Türkiye’de Okuma ve İzleme  Oranları:

Gençlerin % 61’ i hiç kitap okumuyor.

Ülkemizde televizyon izleme oranı % 94’dür.

Kitaba ayrılan para; Almanya 60 sterlin, İsveç 55 sterlin, ABD 50 sterlin, Türkiye 2 sterlin ile 40. sırada.

Kitap basım sayısı; ABD 51 058, Yunanistan 35 000, Türkiye 6101.

Kitaba ayrılan zaman; Bir Alman 18 dakikasını, bir Türk ise 10-15 saniyesini ayırmakta.

Kişi başına düşen gazete ise; Almanya’da 82 milyon, Fransa’da 51 milyon, Türkiye’de 4 milyon.

Ülkemizde kütüphanelerdeki kitap sayısına göre 7 kişiye ancak 1 kitap düşüyor. Japonya’da ise kişi başına 25 kitap düşmektedir.

Ülkemizde 65.000 kişiye 1 kütüphane düşerken, 95 kişiye 1 kahvehane düşüyor.

ABD’de kişi başına tüketilen kâğıt yılda 400 kg iken, bizde 20 kg’dır. Türkiye’nin genel nüfusa oranla kitap okuyanların sayısı 8/10 000.

 

TÜRKİYE'DE YILLARA GÖRE KARŞILAŞTIRMA

 

1996

2001

2014

Kütüphane Sayısı

1.260

1.412

1.121

Kitap Sayısı

10.899.127

12.221.392

14.365.326

Okuyucu Sayısı

22.523.449

11.628.602

20.787.765

Kayıtlı Üye Sayısı

1.004.681

254.007

1.209.176

 

(Rakamlar 2014 Türkiye İstatistik Kurumu verileridir.)

 

Bu rakamları artırıp moralleri bozmak niyetinde değilim. Ancak bu acıklı manzarayı görüp belki bir yerden başlayabilir miyiz? diye düşünen ve umudunu kaybetmeden çırpınmaya gayret edenlerdenim.

2- OKUMAYA BAKIŞIMIZ

İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsin,

Bu nice okumaktır?

 

Okumaktan mana ne?

Kişi hakkı bilmektir.

Sen kendin bilmezsin

Ha bir kuru emektir.

[ Yunus Emre ]

 

               Dinimiz İslam ilme, okumaya ve bilgiye büyük önem vermiştir. Hz Peygambere inen ilk vahiyde okumaktan, kalemden, eğitim ve öğretimden bahsedilmektedir. “Yaradan Rabbinin adıyla oku, O, insanı bir alakadan yarattı. Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir. (Alak Suresi; 96/1-5) “Bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağını” ( Zümer Suresi; 39/9 ) deklare eden bir dinin mensuplarının okumama gibi bir lüksü olabileceklerini sanmıyorum.“İlim Çin’de de olsa gidin alın”, “Bilgi Müslümanın yitik malıdır, onu nerede bulursa alsın” diye buyuran Peygamberin ümmetinin cehaletine kurban gitmesi, cehaletini özür beyan etmesi kabul edilebilir bir durum olamaz. Okuma, araştırma, tefekkür ve tezekkürün en büyük sünnet olduğunu unutmuş gibi gözükmeleri çok düşündürücüdür.

 

               Sevgili Peygamberimizin hayatına baktığımızda bu bahsedilenlerin onun hayatında çok büyük bir yer işgal ettiğini görüyoruz. Bu anlamda O’nun, Mescidinin hemen yanına ‘Suffa Okulu’nu yerleştirerek ilim adamı yetiştirmesi; Bedir’de esir düşen askerlere, Müslüman çocuklarına okuma-yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılacaklarını teklif etmesi; Kadın-erkek herkesi okuma-yazma seferberliğine tabi tutması tesadüfî şeyler değildir. Hayatı ibadet, ibadeti hayat olan bu dinin odağında ilim ve irfan vardır. O yüzdendir ki, âlimin uykusu  cahilin ibadetinden, mürekkebi şehidin kanından evla sayılmıştır. Ve yine bu yüzden  en büyük rütbe ilim rütbesi olarak görülmüştür.

 

                Biz Müslümanlar okuma faaliyetlerini gösterişli bilgilere sahip olmak için yapmayız. Kur’an-ı Kerim bilgi sahibi olmayı, ilim öğrenmeyi insanoğlunun en önemli ve değerli faaliyetleri arasında sayar. Hatta herkesin sıkça tekrar etmekten gurur duyduğu gibi Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) gelen ilk vahiy ‘oku’ emri olmuştur. Yine Allah’ın Resulü’nden (s.a.v.) rivayet edilen bir hadise göre “İlim talep etmek her Müslüman erkek ve kadın üzerinde farzdır” (İbn-i Mace, Mukaddime 224) ve bu farz “beşikten mezara kadar” devam etmektedir. Demek ki bizim dinimizde okumak herhangi sıradan bir iş veya yapılsa da yapılmasa da olur cinsinden ihtiyari bir amel değil, Müslüman olmanın en önemli faaliyetlerinden biridir.

 

Bizler ilim, irfan ve tefekkür sahibi olmak için okuruz. Çünkü yine Kur’an’da belirtildiği gibi “Allah’tan en çok korkanlar (bilgi sahibi) âlimlerdir”. (Fatır Suresi; 35/28)

 

3- ONLAR BÖYLE OKUMUŞLARDI

İbni Sina (980-1037), çok küçük yaşta okuma ve öğrenme faaliyetlerine başlamış, gece gündüz sürekli okurdu. 10 yaşına bastığında birçok bilim dalında pek çok şeyi öğrenmişti. Bir kitabında şöyle der: “Geceleri hep okumakla ve yazmakla meşgul oldum. Uyku bastıracak olsa bir bardak bir şey içip açılıyor, yeniden çalışmaya koyuluyordum. Yazdığı “El Kanun Fi’t Tıp” isimli kitabı 600 sene batı dünyasında ders kitabı olarak okutulmuştur.

İbn Teymiyye (1263-1328), beline kadar uzanan örgülü saçları ile gece kitap okumaya başlamadan önce saç örgüsünün bir ucunu arkasında bulunan çivilere asardı.

Abdurahman İbn Cevzi (H. 508- 597), tedris, telif ve fetva ile dolu dolu yaşadığı ömrünün tek anını bile boşa geçirmemiştir. Bazısı 20 cildi bulan 340’dan fazla eser vererek kitap yazmadık hiçbir ilim dalı bırakmamıştır. Öyleki yazmış olduğu eserlerinin toplamı ömrünün günlerine bölündüğünde bir güne 4 defter (forma- 16 sayfa) düşüyordu. Bir yılda yazdıkları 50-60 cildi bulmaktaydı.

Eserleri Avrupa’da okutulan Endülüslü büyük filozof İbn-i Rüşd (1126-1198) devamlı kitap okurdu. Kitap okumadan geçen yalnız iki gecesi vardı. Biri evlendiği, diğeri de babası vefat ettiği gece.

Fatih Sultan Mehmet’in (1432-1481) çocukluktan başlayan büyük bir okuma tutkusu vardı. Arapça ve Farsçanın yanı sıra Latince, Yunanca, Slavca ve İbranice’yi de öğrenen Fatih Sultan Mehmet bazen sabaha kadar okur, okuduklarını not alır, onlardan yararlanarak planlar yapardı.Fetih olayındaki en büyük payı da bu “okuma sevdası” dır.

Yavuz Sultan Selim (1470-1520) bazı geceler sabahlara kadar kitap okurdu. Gündüzleri ise genellikle 7-8 saatini okumaya ayırırdı. Mısır seferine giderken beraberinde üç katır yükü kitap götürmüştü. Yavuz Sultan Selim için şu söylenmiştir: “ Onun elinden kitap hiç eksik olmazdı. Uykuya ve yemeğe rağbet etmezdi. Günde bir defa yemek yerdi.”

Katip Çelebi (1609-1657), “Mumlar tükenir, güneş doğar, ben hala okurdum. Gözüme uyku girmezdi.”

Seyyid Kutup (1906-1966), ortalama günde 10 saat okurdu. 40 senesini okumakla geçirmiştir.

Ömer Nasuhi Bilmen (1884-1972), diyor ki, küçük yaşlarda elime geçen eserleri bir gecede okuyup bitirirdim. Gözlerim kan çanağına döner, sıhhatim bozulurdu. Annem gecenin geç saatlerinde yanıma gelir, islenmiş lambanın canlarını siler, bazen de “artık yeter, yat!” diye üflerdi.

 

4- NEDEN OKUMALIYIZ VE OKUTMALIYIZ

İnsanlar niçin okumak isterler?

Bilgili insan olmak için mi, yoksa değişmek için mi?

Başarılı insanların hedefi her ikisi de olmuştur.

Okumaya ayrılan zaman daima kendini öder.

Allah’ın rızasını kazanmak için okumalıyız?

İyi bir Müslüman olmak için okumalıyız.

Hayatı sorgulamak için okumalıyız. Çünkü sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez.

Ahlak ve inancımızın hayata geçirilmesi için okumalıyız.

Sağlığımız için; çünkü yaşlılık hastalıklarına yakalanmayız.(Unutkanlık, bilinç kaybı v.b)  Ayrıca ruh sağlığımızın bozulmaması ve bozulan sağlığımızın düzelmesi için okumaya ihtiyacımız var.

Düşünme kapasitemizi artırmak için okumalıyız. Çünkü bin kelime ile düşünen beyin ile beş bin kelime düşünen beyin ya da elli bin kelime düşünen beyin aynı değildir. Kelime sembol ve kavram sayısı arttıkça beynimizin düşünme, öğrenme, kavrama gücü sürekli artmaktadır.

Erdemli davranışların (çalışmak, yardımseverlik, hoşgörü, dürüstlük v.b) çoğalması için okumalıyız.

Keşif gücünün artırılması için okumalıyız. Okuyan beyinler ancak yeni teknolojik icatlar yapabilirler.

Çocuklarımıza örnek olmak için; çünkü biz okumazsak onlarda okumaz.

Milletimizin güçlü olması için okumalıyız. Çünkü bilgi toplumları okuyarak bu seviyeye gelmişlerdir. Her alanda (bilim, sanat, spor, edebiyat, siyaset, eğitim, din, ahlak v.b) hem ülkemizde hem dünyada etkin ve yetkin insanlarımız olması için okumalıyız.

Toplumsal huzur için okumalıyız; çünkü okudukça sorunlarımızı ve birbirimizi daha iyi anlarız.

İletişimimizi geliştirmek için okumalıyız. Çünkü okumak hedefimize ulaşmayı sağlar.

Çocuklarımız ile vakit geçirip onları tanımak için okumalıyız.

Arkadaşlarımız ile vakit geçirip onları tanımak için okumalıyız.

Hayatı dolu dolu yaşamak için okumalıyız. Elimizdekiler ile mutlu olmasını becerebilmek için okumalıyız.

Alış-verişte bilinçli olmak, kaynakları ve zamanı verimli kullanmak için okumalıyız.

 

NEDEN AZ OKUYORUZ?

 

Tanzimat sonrası maddeyi ön plana çıkaran pozitivizm rüzgârının etkisi.

Harf inkılâbı ile yeniden okumaya geçişte zorlukların yaşanması.

İnsanların örnek okuyucu görememeleri.

Kitap okuma alışkanlığımızın olmaması.

Yeterince zaman bulunmaması.

Okuma dışındaki alanlara yönelmek.

TV, Bilgisayar, internet, whatsapp, facebook, forum, sohbet sitelerinin bizi okumaktan alıkoyması.

Kitap fiyatlarının yüksek olması.

Kütüphanelerin az oluşu ve ulaşılır ve kullanılır olmayışı.

Ezberci eğitim sistemi ve eğitimde okuma sevgisinin kazandırılmaması.

Kişinin tembelliğinden kaynaklanan sebepler.

Aile fertlerinin yeterince okuma alışkanlığının olmaması.

İnsanların geçim derdiyle meşgul olması, başka bir şey düşünememesi.

 

OKUMA VE KAZANDIRDIKLARI

     İnsan ne kadar çok kitap okursa o kadar çok ufku açılır. Ufku açılan insan da yaşadığı hayata anlam vermekte zorlanmaz, karşılaştığı olay ve hadiseleri çok iyi değerlendirir ve onlardan etkilenip zarar görmeyi en aza indirir. Böylece daha anlamlı bir hayat sürmüş olur.

 

Okuma; düşünceyi besleyen, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biridir.

Bilgi dağarcığımızı ve kelime haznemizi zenginleştirir.

Anlama gücümüz ve konuşma yeteneğimizi zenginleştirir.

Genel kültürümüzü artırır. Etkin ve etkili bir insan olmanın yollarını açar.

Meslek hayatımızdaki başarı düzeyimizi yükseltir.

Dünya’ ya bakış açımızı değiştirir.

Toplumsal ilişkilerimizin kalitesini artırır.

Okul hayatındaki başarıları pekiştirir.

Hayal gücümüzü geliştirir.

Okumak huzurlu olmaya, zihnimizi süslemeye, karar verme yeteneklerimizi geliştirmeye yarar. İnsanı olgunlaştırır, erdemli kılar.

Kitap okuma birçok problemi çözer, psikolojik rahatlama sağlar.

Okuyan insanın kişisel ve toplumsal davranışları güzelleşir.

Kitap okumak hayattaki zorluklarla daha iyi başa çıkmamızı sağlar.

Son söz olarak diyebiliriz ki, Okumak; onurlu bir hayat, kazançlı bir ömür, uyumlu bir kişilik, metanetli bir ruh hali, arınmış bir kalp, kurulu bir düzen demektir. Cennet’e talip olanlar oraya varış yollarını araştırıp öğrenmek zorundadırlar.

Ne mutlu Rabbinin rızasını kazanmak için her türlü vesileleri değerlendirenlere…..

 


 

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!