Müslüman Ailenin Sanal Dünya İle İmtihanı

Müslüman Ailenin Sanal Dünya İle İmtihanı
Celal ÇELİK
26 Mart 2016

Aile, toplumun temeli ve çekirdeğidir. Fert ve toplum için en önemli kurumdur. Aile, belirli bağlarla birbirine bağlı olan, karşılıklı hak ve ödevlere sahip bireylerin oluşturduğu bir kurumdur. Eşler için huzur, paylaşım ve iffet mekânı; çocuklar için terbiye, sevgi ve şefkat ocağı olan ailenin son derece önemli olduğu inkâr edilemeyecek bir gerçektir ki, ilk insan ve ilk Peygamber (a.s.) de hayata eşiyle ve ailesiyle başlamıştır. Dolayısıyla aile bizim için her şeydir. Aile, insanın dünyadaki küçük cennetidir. Dünya ve ahiret kurtuluşumuza vesiledir.
Bir toplumu ayakta tutan en önemli etken o topluma ait değerleridir. Değişen dünya ile beraber toplumların değer yargıları da paralel olarak değişim göstermektedir. Toplumda meydana gelen değişmeler aile yapısında, işleyişinde ve işlevinde önemli değişiklikler yapmaktadır lehte ve aleyhte.
İslam toplumundaki aile ile cahiliye toplumundaki aile veya beşerî düzenlerdeki ailenin temel dinamikleri, değerleri, öncelikleri birbirinden farklılıklar arz etmektedir. Örneğin İslam toplumunda kadının yani annenin yeri, onun asli görevi, aileden topluma nitelikli Müslüman bireyler yetiştirmek iken; beşerî sistemlerde ise kadın topluma, ekonomiye kattığı ile orantılı bir şekilde düşünülmektedir. Dolayısıyla beşerî düzenlerdeki bu algı ve değerler ile yetişen insanlar bu algı ve değerlere göre aile oluştururlar veya oluşturamazlar.
Ne yazık ki günümüzde aile kurumu düne göre çok daha ciddi tehlike altındadır. Bu tehdit ve tehlike çok ciddi bir durumdur ve günümüz Müslümanları bu tehdide karşı tedbir almak durumundadırlar. Bu tehdit sadece Türkiyeli Müslümanlara ait bir mesele değildir. Dünyanın her yöresindeki Müslüman aileleri tehdit eden bir durum söz konusudur. Bu tehdit ve tehlike teknolojik gelişmeler ve bunların kullanımı meselesi…
Türkiye’de, 70’li yıllarda başlayan TV yayınları ve ardından da 90’lı yılların sonuna doğru yaygınlaşmaya başlayan internet,  2000’li yıllardan itibaren gelişen sanal medya, bu çağın bize hem ödülü hem de cezası denebilir. Günümüz Müslümanları için ciddi bir imtihandır sanal âlem…
Burada amacımız teknolojik cihazlara karşı gelmek, yasaklamak ya da insanları onlardan uzaklaştırmak olarak anlaşılmamalı. Amacımız bu teknoloji ve kitle iletişim araçlarını ailenin daha huzurlu olmasına vesile olabilecek şekilde doğru ve yerinde değerlendirmek olarak anlaşılmalıdır.
Teknoloji insanla birlikte başlar ve insanın olduğu her yerde vardır. Teknolojinin gayesi insanın yaşamını kolay hale getirmektir. Gelişen teknoloji ve kitle iletişim araçlarının çoğalmasıyla beraber ne yazık ki aile içi iletişim her geçen gün giderek azalmaktadır. 
Ülkemizde yaklaşık 40 milyon insan internet ve sosyal medya kullanıyor. Bu durum aile hayatını ciddi biçimde tehdit ediyor. Aile içerisinde iletişimin kopması ve muhabbet ve istişare kültürünün kaybolması ya da olmaması, kadını da erkeği de ve çocukları da sosyal medyaya yönlendiriyor.
Aile fertlerinde iletişimin kopması dünyanın ilk ve en önemli kurumu olan ailenin dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığının en belirgin göstergesidir. Bu durumda eşler problemleri kendi aralarında konuşarak çözmek yerine sorunlardan kaçmak ve kendilerini oyalamak, meşgul etmek, daha değerli hissetmek için çıkış yolu olarak sosyal medyayı tercih etmekte ve oralarda mutluluk aramaktadırlar.
Görünen o ki, teknolojik gelişmeler ailenin tahribini hızlandırmıştır. Sizce evlerimizin başköşesini işgal eder duruma gelmiş televizyon ve sanal oyuncakları (internet-akıllı telefonlar-tabletler) aile tahribini hızlandırmıyor mu? Bir tık mesafesindeki bu aletler, maalesef aileyi dinamitlemektedir. Başta diziler olmak üzere kimler tarafından ne amaçla hazırlandığı meçhul olan sözüm ona aile programlarının(!); aileye, topluma verdiği zararı başka hangi “düşman” verebilir. 
21. yüzyılda TV aile içi diyalogu, iletişimi, sohbeti, muhabbeti bitirmiştir. Evlerimiz otel, mutfaklarımız lokanta oldu. Evlerdeki aile bireyleri birbirlerine yabancılaştı. Her evde 1-2-3 TV var. Evlerde akşam muhabbetler, sohbetleri yok oldu.
Özellikle yaşlı insanlarımızdan şu sözleri çok sık duyarsınız: “Televizyon çıkalı eski muhabbetler kalmadı.” Biz bu haklı sözleri değiştirerek şöyle diyoruz: “Televizyon çıkalı anne babalar çocuklarına eskisi kadar zaman ayıramaz oldu.”
Anne gündüz televizyon izlerken eteğine yapışan çocuğu başından savmak için “git oyuncaklarınla oyna, görmüyor musun televizyon izliyorum” diyebilmektedir.
Baba işten dönüp akşam yemeğini yedikten sonra koltuğuna oturur, eline kumandayı alır, saatlerce şu kanal senin bu kanal benim dolaşır durur. Baba özlemi çeken çocuğuna yarım saatini ayırmaz.

Bazı dizilerde yer alan gayri meşru ilişkiler, aşk ile süslenip bizlere sunuluyor. Bu da yetmiyormuş gibi magazin programları ve gazete-dergilerin paparazzileri aracılığıyla gündemin ilk sırasına oturtuluyor.
Aile mefhumunu ve ailedeki iletişimi, bireylerin birbirlerine ve Allah’a (c.c.) karşı sorumluluklarını aksatmayacak noktalara getirilmemesi kaydıyla, gerekli önlemleri ve tedbirleri aldıktan sonra TV ve sanal âlemin tüm faydalarından Müslümanlar da istifade edilebilir. 
Sağlıklı ailenin ön koşulu, aileyi oluşturan bireyler arasındaki ilişkilerin sağlıklı olması ve sağlam temellere dayanmasıdır. Oysa internet ve sanal âlem, bireylerin; aile içi ilişkilerin sağlamlaştırılmasına, bu ilişkilere derinlik kazandırılmasına, aileyi oluşturan bireyler arasındaki iletişim ve etkileşimin etkin ve kalıcı kılınmasına yardımcı olacak zamanlarını çalmaktadır.
Yine televizyon, bilgisayar, tablet veya akıllı telefonlar, internet gibi teknolojik aletlere kendini kaptıran aileler de birlik, beraberlik ve bütünlüğü bozabilecek manada aile içi iletişim kuramama, aileden uzaklaşma, yalnızlaşma, hayalî bir dünya kurarak içine kapanma sonucunda ailenin zayıflaması ve parçalanmasına neden olabilmektedir. 
Ayrıca sanal âlemde yapılan mesajlaşmalar ve yazışmalarla ile yıkılan aileler her geçen gün artmaktadır. Evinde eşiyle çocuklarıyla mutlu olmanın yollarını araması gerekenler, sanal âlemde hiç tanımadığı ve bilmediği insanlarla mutluluk arayışına girmektedirler.
Bütün bunların sonucunda yıkılan aileler. Bugün boşanmanın sebeplerinin başında ne yazık ki aile içi iletişimsizlik oturmuş durumda. Toplumumuzda evliliklerin artık medya üzerinden olduğu bu dönemde, dolayısıyla boşanma sebepleri medya üzerinden oluyor. Eşinin elinde bir telefon, kendisinin elinde bir telefon, tabi herkesin kendisine ait bir “face” veya “tweet” hesabı var. Şimdilik whatshapp ise işin son noktası. Sonrası, sonrası malum…
Kur’an-ı Kerim’de Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”1
Abdullah b. Ömer’in (r.a.) naklettiği bir Hadis-i Şerif’te Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Yönetici bir çobandır. Erkek aile halkının çobanıdır. Kadın kocasının evi ve çocukları için çobandır. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yaptıklarınızdan sorumlusunuz.”2
Müslüman bir baba eşine ve çocuklarına ilgisiz ve alakasız kalamaz ve yukarıdaki Hadis-i Şerif’te belirtildiği üzere evinden, ev halkından sorumludur ve ev halkının hesabı öncelikle ondan sorulacaktır. Müslüman anne de aynı sorumluluğa muhataptır.
Aile içinde ebeveynin TV ve sanal âlemde geçireceği zaman kesinlikle aile bireylerinden çalacağı zaman olmamalı, onlarla muhabbetine, iletişimine engel olmamalı ve onlara karşı olan sorumluluklarını aksatmamalıdır.
Bugün Müslümanlar aile içi sohbet saatleri, aile toplantıları, muhabbetlerine vesile olan; birlikte yemek yemek, çay içmek, kitap okumak, gezmek, dolaşmak, birlikte vakit geçirme gibi aileyi birbirine bağlayıcı paylaşımları önemsemek zorundadırlar. Aile içi muhabbeti tehdit eden ne varsa uzak durmalıdırlar. Ailede iletişimi güçlü tutmaya yönelik olarak şu hususlar da asla ihmal edilmemelidir: 
Aşırı internet kullanımı ve sanal âlemde fazla zaman geçirilmemesine dikkat edilmelidir. Ebeveyn, çocukların aile ile geçirdiği zamanın azalmamasına; ailesinden, çevresinden uzaklaşmamasına; yüz yüze iletişimin azalmamasına ve bunun da aile içi çatışmaya neden olmasına engel olunmalıdır. Ayrıca günlük işlerin aksatılmamasına ve zaman kaybına neden olmamasına özen gösterilmelidir.
Her gün mutlaka aile üyelerinin tümünün bir arada geçireceği bir zaman dilimi oluşturmaya gayret edilmeli. Tüm aile bireylerinin günde en az bir öğünü hep beraber yemelidir. Bunun illa da akşam yemeği olması gerekmez. Örneğin ailenizde akşam geç saatlere kadar çalışan bir baba ve okula gitmek için erken yatan bir çocuk varsa sizin ailenizin gün içinde bir arada bulanabileceği zaman sabah kahvaltısı olabilir. Birlikte olacak zamanlar konusunda günlük, haftalık, aylık planlamalar yapılmalı.
Bir arada geçirilecek zaman için herkes tarafından zevk alınan bir faaliyet seçilmeli ve bu faaliyet için aile üyelerinin yaşları dikkate alınarak planlamaya gayret edilmeli. Ailenin bir arada eğlenmesi, iyi vakit geçirmesi, mutlu ve huzurlu olması hedeflenmeli. Yarışma, rekabet, hırs içeren faaliyetlerden uzak durulmalı. 
Geniş aile ile (dede, nine, anne, baba, amca, dayı, teyze, hala…) olan birlikteliğimizin kopmaması için tatile gitmeden önce veya tatilden döndükten sonra aile büyüklerimizi ziyaret etmeliyiz.

Ailenin genç üyeleri, aralarındaki bağları geliştirmek üzere, senenin belli bir gününde geleneksel aile pikniği yapmalı veya aile pilav günü vb. düzenlenmeli. 
Bazı aileler her pazar pikniğe gitmeyi, bazıları her hafta anne babasını ziyarete gitmeyi, bazıları her akşam kısa yürüyüşler yapmayı, bazıları her cumartesi akraba ve komşuları ziyaret etmeyi kendilerine hedefleyebilirler.
Ailenizin her bir üyesine haftada en az dolu dolu bir saat ayırmış olduğunuzdan emin olun.3 
Bu faaliyetler çeşitliliği arttırılabilir. Meramız aile bireylerinin iletişimini güçlü tutarak aile bağlarını zayıflatan unsurlardan uzak durmak veya bu duruma karşı dikkatli olmak, dengeyi sağlamaktır. 
Sonuç olarak diyebiliriz ki; ilmin ve tekniğin harika buluşları olan televizyon ve sanal âlem ikiyüzlü silahlardır.  Hem hayır ve iyilik için, hem de şer ve kötülük için kullanılabilir. Doğru düzgün bir TV yayını veya sanal âlem ile milyonlarca insanın eğitimi, bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi için düşünüldüğünde tartışmasız, mükemmel bir eğitim ve iletişim aracı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Biz Müslümanlar, dünya hayatını asıl varılacak yer olan ahiret hayatının tarlası ve bir imtihan alanı olarak algılarız. Hayatın bizlere verilmiş ve hesabı sorulacak bir emanet olduğu bilincinde alıp-veririz her nefesimizi. Hayatımızın hiçbir an veya alanının âlemlerin Rabbi yüce Allah’ın (c.c.) müdahalesinden bağımsız olmadığını bilir, adımlarımızı ona göre atarız. 
Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”4 Rabbanî ölçüsünü şiar ediniriz. Yaptığımız hiçbir işin, attığımız hiçbir adımın, aldığımız hiçbir nefesin, varoluş gayemizden bağımsız ve verilecek hesaptan azade olmadığını biliriz.
Sosyal Medya bugünkü haliyle, kullanıcısını Cennet’e de Cehennem’e de yaklaştıran/ulaştıran/uzaklaştıran bir vasıta haline bürünmüştür. “Müslüman bulunduğu ortama uyan değil o ortamı kendine uydurabilendir” şiarını benimseyerek, sosyal medyayı kullanabilene ne mutlu. Ne mutlu bu bilinç ve şuur ile yaşamaya çalışan, Cennet’i ve Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak için hassas davranan Müslüman ailelere…

Dipnotlar
1. Tahrim Sûresi; 66/6.
2. Buhârî, Nikâh, 91.
3. Azize Nilgün Canel, Evlilik ve Aile Hayatı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İstanbul, 2012.
4. En’am Sûresi; 6/162.

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!