Faiz ve Ötesi

Faiz ve Ötesi
Burhan DENİZ
28 Mart 2018

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de birçok kavmin isyanlarından dolayı helak olduğu anlatılmaktadır. Nuh, Lut, Firavun, Ress, Ad, Semud, Medyen, Eyke, Ashab-ı Uhdud, Sebe, Tubba, Karye… kavimleri Kur’an-ı Kerim’e konu olan toplulukların bazılarıdır. Bu kavimlerin helak olma sebeplerine bakıldığı zaman birçok kötülüğün yaygınlaşmasıyla beraber öne çıkan ana bir sebep vardır. Kimi kavmin ana helak sebebi terazide hile yapmak iken, kimisinin de cinsel sapkınlık, kimisinde krallarını/liderlerini ilah edinmek olduğunu görüyoruz. Çok ilginçtir Ad Kavmi kendilerini çok güçlü gördükleri, yol kesip eşkıyalık yaptıkları ve Peygamberlerinin davetine isyan ettikleri için sekiz gün yedi gece süren bir kasırga, rüzgâr ile helak olmuştur. Azgın ve sapkın kavimler anladıkları dilden helak olmuşlardır. Çok güçlüyüz diyenlere bir rüzgâr, çığlık ve bu dünyanın ilahı benim diyenlere de bir sinek yetmiştir. Allah (c.c.) bu kavimlerin durumlarından insanlığı haberdar etmektedir. Neden? sorusuna cevap ibret alınsın, ders alınsın diye. Verilen mesaj ders almazsanız sizin de anladığınız dilden helak olmanız kaçınılmaz olacaktır mesajıdır.

            21. yüzyılda insanlığın durumu analiz edildiğinde belki herkesin göremediği ama acı gerçek ortadadır. Dünyanın herhangi bir yerinde aynı gün aynı saatte hatta aynı anda kavimlerin helakine sebep olan isyan, günah ve sapkınlıkların tamamı cereyan etmektedir. Şirk, içki, putperestlik, zina, zorbalık, ilahlık taslayanlar, anarşi, falcılık, eşkıyalık, terazide hile, faiz, tefecilik, mazlumlara zulüm, cinsel sapkınlıklar… ve onlarca helak sebebi günahlar/haramlar aynı anda alenen işlenmektedir. En kötüsü de bu helak sebebi günahların cereyan etmesi o kadar olağanlaşmıştır ki, kimse çıkıp: “Ey insanlık siz ne yapıyorsunuz dinleyin, bu işlediğiniz haramdan dolayı birçok kavimler helak olmuştur” dememektedir. Diyenlerin de sesi sivrisinek misali cılız ve tizdir. Bırakın kâfir toplulukları ben Müslüman’ım diyenlerin milyonlarca nüfusa sahip ülkelerde de durum farklı değildir. Bu yazıyı okuduğunuz şu an! Düşünmeye başladığınız şu an! Çok değil belki iki km belki beş km en iyi ihtimal 10 km çevrenizde bir zina, bir alkol, bir faiz, bir zulüm, bir şirk, bir terazide hile vb. bir günah/haram işlendi. Her mahallenin bir alkol satış dükkânının olduğu, her mahallenin loto/toto adı altında bir kumar merkezinin olduğu… gözden kaçırılmaması gerekende bir hakikattir.

            Özetleyecek olursak, bir kavim günah çukuruna döndüğünde, anladığı dilden helak edilmiştir. Ya şimdi ya günümüzde bu günahlar top yekûn işlenir olduğu halde helak nerededir? İşte mevzunun ince noktası buradadır. İnsanoğlu aslında şu an helak olmaktadır, zira farkında” değildir.  İnsanlık sanmaktadır ki, bu kadar günah/haram yanımıza kâr kalacak. İşin aslı ise böyle değildir. İnsanoğlu şu an helak edilmekte fakat helak değince ceza değince çığlık, tufan, taşlaşma yani olağan dışı vakalar düşündüğü için helaki görememektedir. Toplu ölümler, psikolojik hastalıkların artması, toplu ölümlere sebep olan virüsler (AIDS vb.), dünyanın korku dünyası haline gelmesi, cinnetlerin çoğalması, duyarsızlaşma, akılları dumura uğratacak katliam çeşitleri, sosyal düzenlerin çökmesi, sapıklıkların çoğalması, güvensizlik psikolojisi ile yaşam, teknolojinin başa bela olması vb. örnekler helak değildir de nedir? Evet, buna nasıl helak denilebilir? Bu tepkiye verilecek cevap; İnsanlığın anladığı dilde helak olacaktır. Örnek; Çığlık (sayha) ile helak olan kavim çıldırarak, yok olmuştur. Yirmi birinci yüzyılda beyinlerin küçülmesi, idraklerin azalması, cinnetlerin ve psikolojik rahatsızlıkları çoğalması, bütün dünya insanlarının içine düştükleri buhrana acaba ‘sayha’ etkisi diyebilir miyiz?

            Bu uzun giriş şimdi yazacağım konuyu ve sonuçlarını daha iyi anlatabilmek içindi. Şimdi asıl konumuza gelelim. Allah (c.c.) bir şeyi yasakladıysa bu insanlığın hayrına olmadığı içindir. İnsan bu yasağa uyarsa huzuru ve saadeti kazanır. Zira yasak çiğnenir, haram işlemede inat edilirse, bu inadın sonu helaktir.           

 

Hortlayan Günah Faiz

Günümüzde helak sebebi birçok günah alenen işlenmekte ve bu günaha sebep koca bir toplum anladığı dilden helak olmaktadır. Bu günahın itaat edilmeyen yasak/haramın adı “Faiz”dir. Anlaşıldığı dilden helak türü ise herkesin şahit olduğu sosyal bunalım, umutsuzluk, iç kemiren vicdan azabıdır.

            Faiz nedir, ne değildir ayrıntıya girmek maksadım değildir. Zira daha çok zaten herkesin tanımını bilmiş olduğu, faizin insanı ve toplumu nasıl helak ettiğini reel örneklerle yazıya dökmek ve çok açık şekilde hükmü verilmiş olan faiz belasına neden insanlar halen düşmektedir bunlara cevap aramaktır. Nasıl olur da elhamdülillah Müslümanız diyen koca bir toplumda faiz gibi bir mimli günah iktidar sürmektedir, anlamsızlığının cevabını bulmaktır.

            Faiz Allah’ın (c.c.) haram kıldığı, Peygamber (s.a.v.) ayaklarının altına aldığı büyük günahlardandır. Faiz büyük günahtır ve cezası da haliyle büyük olacaktır. Faiz insanlık tarihinin tamamında haram olan bir cürümdür. Haram oluşunun ve cezasının şiddetli olması ise toplumları ifsada ve şerre sürüklemesinden dolayıdır. Yani faiz ile ekonomisini sürdüren bir kişi/kurum kendine zarar verdiği gibi toplumu da şer bataklığına gömmektedir. Faiz zulümdür, faiz şeytanın ekonomik düzenidir, faiz emeğin ezilmesidir, faiz alın terinin yok edilmesidir, faiz haksız kazançtır, faiz vicdan sızısıdır.

            Peygamber’in (s.a.v.) ayakları altına almış olduğu ve beynini parçaladığı faiz belası, ıslah olmaz ve uslanmaz insan eliyle tekrar hortlamış ve son birkaç asırda özellikle son yüzyılda tamamen ekonomik düzeni eline geçirmiştir. Dünya ülkelerinin tamamında öyle ya da böyle faiz illeti varlığını sürdürmekte nice canlar ve ocakları yıkmaya devam etmektedir. Büyük ekonomik güçler faiz silahı ile küçük güçleri ve fertleri ezmekte, ezilenler ise zorunlu köleliği kabul ederek köleleşmiş olarak hayat sürmektedir. Faiz öyle bir beladır ki, bireyin ve toplumun helak olmasına sebep olmaktadır. Faiz o kadar yaygınlaşmıştır ki, faiz oranları her an her yerde bireyin karşısına çıkmakta ve yüzde sıfıra yakın oranlarla cazibesini gösterip sürekli kurbanlarını çoğaltmaktadır. “%” (yüzde) simgesi faiz oranlarıyla lügatlere girmiştir.%3 kesseler, %5 ekleseler, %12’den bir şey olmaz sözleri en çok kullanılan sözler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Maaş hesaplar iken, ticarette, alışverişte, ihtiyaç anında % (yüzde) putu müracaat edilen merci haline gelmiştir ve %0 faizden uzak duran kişileri dahi ısrarla çağıran bir orandır. İnsanımız kurtarılmaya muhtaçtır. Her tarafı faiz ile kuşatılmış bir sosyal hayatta kuşatmayı yarmak “…iyiliği emreden kötülüğü nehy eden bir topluluğun…”1 asli sorumluluğundadır.

Halk nezdinde “faize bulaşmış veya sorma kardeşim faize bulaştım” cümlesi kurulmaktadır. Buradan anlıyoruz ki faiz bulaşıcı bir hastalıktır. Haliyle bulaşıcı hastalıklardan kurtulmak için sağlam ve istikrarlı bir tedavi şarttır. Aksi takdirde bu hastalık yayılmaya devam edecek toplumsal helaki hızlandıracaktır. Somut birkaç hatırlatma ile faiz illetinden korunmak ve kurtulmak mümkündür.

Faizin haram olduğuna iman tazeleme vakti gelmiştir. Faize bulaşmış olanlarda olmayanlar da  bir daha bulaşmamak üzere kesin tevbe ve istiğfarda bulunup iman tazelemelidirler. Faiz belasının içine düşmüş olanlar kurtulmak için, benim faizle işim olmaz diyenlerde, bu illetin bulaşıcılık (dayatma) gücünden korunmak için Allah’a sığınıp aktif bir iman ile mücadele etmelidirler. Bakara Sûresi 275. ayette “Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar.”2  buyuulmaktadır. Kısa dünya hayatında hiçbir olumsuzluk ahiret hayatını gözden çıkaracak kadar etkili olmamalıdır. Faiz haramdır, faizin her çeşidi haramdır. Faize düşüren sıkıntı genelde, ekonomik darlık veya daha çok yığma (tekasür) zafiyetidir. Kişi/kurum ya borçtan darlandım çarem kalmadı deyip faiz bataklığına düşmekte veya ekonomisi iyi olmasına rağmen, yerinde saymak olmaz, çağa ayak uydurulmalı ve daha da büyümeli daha çok yığmalı düşüncesiyle boyundan büyük işlere kalkıştığı için faiz çukuruna yuvarlanmaktadır. Ama unutulmamalıdır faiz “HARAMDIR”, ne demek haram; Allah’ın (c.c.) kesinkes yasakladığıdır. Bu yasağı çiğneyenlerin hesap günü gözünün yaşına bakılmayacağı gerçeğidir “HARAM”. İmtihan zaten zorluk anında ortaya çıkan tepkidir. Her zorluğa, her darlığa düşen haramlara sarılsa imtihanın bir anlamı kalır mı? Bu dünya hayatında Allah (c.c.) kimseye günlük gülistanlık yaşama vaadinde bulunmamıştır; zira tam tersine dünya hayatının sıkıntılarla dolu ve imtihan süreci olacağı gerçeğini birçok ayette hatırlatmıştır. Faizden uzak durmak ve faize götüren yolları kapatmanın birinci zorunluluğu, faizin haram olduğuna net ve tavizsiz bir iman göstermektir. Bu imanda zayıflık ortaya çıkar ise yeniden diriliş yani hesap günü, şeytanın çarptığı kimseler gibi kalkmak kaçınılmaz sondur. Ne demek şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkmak? Şeytan insanların güzergâhına oturmuş her yönden saldırmaktadır. Ve bu güzergâhın rakımı çok yüksektir, bu yükseklikten düşüldüğünde kişi imanı dâhil hafazanallah hepsini kaybeder. Zira Allah’ın (c.c.) yapma dediğini yapmak, şeytana tabi olmaktır. Şeytan da kendisi ile beraber kendisine tabi olanları cehennem çukuruna sürüklemek için pek meraklıdır. Nasıl ki şiddetli bir çarpışmada her şey bir yere savrulur ise şeytanın çarptığı kişi de dünya ve ahiret hayatında zelil bir duruma düşecektir. Kim ne derse desin, hangi oranlar ortaya koyulursa koyulsun kişi aldanmamalıdır. Faiz haramdır ve hem kişinin hem de toplumun helak sebebidir.          

Alışveriş faiz gibi değildir. Hesap günü Şeytan çarpış gibi kalkmanın sebebini Allah (c.c.).  “Bu, onların, ‘alış veriş de faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır” buyurmaktadır. Alış veriş helaldir faiz ise haram kılınmıştır. Şeytan ve dostları Müslüman toplumları harama düşürmek için haram olan bir şeyi için al bu haramı işle demiyor. Ne yapıyor? Isıtıyor, süslüyor, kavramsal anlamına edebiyat sanatını kullanarak değişik anlamlar bulaştırıyor ve haliyle kavram kargaşası ortaya çıkıyor, akabinde içinden çıkılmaz bir hal alan haram, ikilemde kalan kişiyi yutuyor. Daha iyi anlaşılması açısından örnek; X bir firma, banka, kurum bir şey satacak veya bir şeyler pazarlayacak, nüfusunun tamamının kulağına kamet getirilerek, ezan okunularak isimleri verilmiş bir topluma faiz haramına bulaşarak gelin size şu ürünü şu oranda vereyim demiyor. Ne diyor? %0 faiz oranıyla buyurun gelin diyor. Bakın oran %0, sıfır etkisiz eleman. Etkisiz eleman olan sıfır; kuruma, bankaya vb. faiz yuvalarına kişiyi çekiyor. İşin aslı ise harama yaklaşmamaktır. Şüpheli şeylerden sakınmak takvaya götürür, günahlardan korur. %0 faizle faiz yuvasına giren şahıs unutmamalıdır ki 0 (sıfır) bir rakamdır. Yani sıfır etkisiz eleman gibi görünebilir ama 1 rakamının yanına koyulunca etkisi çok kuvvetlenecektir. Zira faiz yuvasına %0 ile giren ilerleyen zamanlarla %10 ile çıkacaktır. Allah (c.c.) %0 etkisizliğine aldanan ve faize ilk adımı atan kulunu biraz sıkıştıracak ve test edecektir. Allah (c.c.) tarafından imtihan gereği rızkı daraltılan şahsa %0 faizi pazarlayanlar,  %0 faize yakın olan %2 ile teklifini götürdüğünde %0 ile faize adım atan şahıs ne halde olacaktır. Böylece şeytan ve dostlarının tuzağı tamam olmuştur. Şeytan çarpmış gibi kalkacak olan bir şahıs faizin şamarını yemiştir.

İkinci bir örnek; kredi kartlarıyla ilgilidir. Herkesin cebinde x bankasına ait kredi kartları mevcuttur. Birçok kişi kredi kartlarını kolaylık olarak görmektedir. Artık öyle bir hale gelmiştir ki gelecek nesle şöyle bir atasözü kalacaktır; “10 tane dostun olacağına cebinde 1 tane kredi kartın olsun.“ Kredi kartları yardımlaşmayı yok etmiş, insanlar arasında güven duygularını parçalamıştır. Eski zamanlarda sözün senet olduğu ve bir söz ile alışverişlerin yapıldığı borçlanmaların olduğu hakikattir. İnsanlar ne güzel birbirlerine yardım ediyor ve böylece ilişkiler güçleniyordu. Herkes birbirini gözetiyordu. Şimdi ise bu ilişkilerin yerini kredi kartları aldı. Kredi kartın varsa cebinde, kimseye muhtaç değilsin düstur oldu. Birçok kredi kartı kullanıcı faizinden kaçınmaz iken, en hassas davrananlar, kredi kartı ile alışverişimi yapıyorum, ihtiyacımı gideriyorum ve tam zamanında ödeyip faize bulaşmıyorum diyor. Bu düşünce çok yaygınlaşmış ve herkesin şahit olduğu bir hal almış durumdadır. Peki, o cebindeki kredi kartı hangi kuruma ait? X bir bankaya. Bu X banka faiz ile dönen dünya bankasına bağlı mı? Bağlı. Peki, bu bankanın ana gelir kaynağı ve reklamlarından, ilanlarında meşhur olan bir kelime var, farkında mısın bu kelime nedir? Cevabı ben vermek istiyorum bu meşhur kelime “FAİZ”dir. Yüzdelere boğulmuş ve yüzdelerle kurbanlarını boğma hedefi olan “FAİZ”. Faiz haramdır. Senin zamanında ödemen bir anlam ifade etmiyor. Günaha yaklaşmamak şiardır. Ateş çukurunun etrafında cambazlık yapar isen bir gece vakti 12’ye kadar ödemen gereken kredi kartını bir dakika ile birçok sebebe dayalı ödeme saatini kaçırırsın ve yarın gecikmeden dolayı %3 faiz bedelini, dekontunda görürsün ve ne kadar itiraz edersen et, ödersin. Önemli olan faizin yanından dahi geçmemektir. Domuz kelimesini haram olduğundan dolayı ağzına almayan ve domuz diyeceği yerde pis hayvan diyerek tevil eden hassasiyet, faizin içine düşmeyi bırakın bir kenara, bu kelimeyi telaffuz etmekten bile ar etmelidir.

Alış veriş helaldir. Cebinde var ise harcarsın, alırsın, satarsın. İmkân yok ise kanaat etmek kanaatkâr olmak şeytanın çarptığı kimseler gibi dirilmekten daha evladır. Zira hayatta hiçbir sıkıntı ve darlık harama bulaşmaya değmez. Zira cennet sıkıntılara sabredenlerin olacaktır. Kim bağışlanma diler ve faizli işlerini terk eder ise Allah (c.c.) Rahmandır, Rahimdir. “…Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah'a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.”3

Bağışlaması bol olan Allah (c.c.) çıkış kapısını ve kurtuluşu Bakara Sûresi 275. ayet ile göstermiştir. Faiz kokan bankalardan, faizli kredi kartlarından, faizli para ticaretinden, faizli alışverişlerden kurtulmak önem arz etmektedir. Aksi takdirde hem fert hem de toplum helak olacaktır/olmaktadır. Öğüt alıp tekrar faizle meşgul olunmadığı takdirde, Allah (c.c.) o zamana kadar olan kısmını dahi ikram etmektedir. Yeter ki nasuh bir tövbe ile Allah’a (c.c.) yöneliş gerçekleşsin. Tabi faizin yok edilmesi, insanların faizden kurtulup berekete ulaşabilmesi için sadece sözler yeterli değildir. Paranın çok geçerli olduğu dünyada, bir şekilde İslam fertlerinin de parasını muhafaza etmesi ve kullanıp güçlendirmesi gereklidir. Veya öyle alışveriş şekilleri vardır ki kredi kartsız/kredisiz gerçekleşmesi mümkün değildir. Bu ve benzeri sebeplerden ötürü cevaz verilen, tüzüğünde faiz ibaresinin kesinlikle bulunmadığı ve dünya bankasına bağlı olmayan bankalar ve bu bankların kartları kullanılabilmektedir. En iyisini Allah (c.c.) bilir. Veya küresel sermaye sahibi İslam hassasiyeti olan firmalar, kurumlar, şirketler, faizsiz banka sistemleri geliştirmelidir. Genelde faizsiz sistem mümkün değil safsatası insanlar arasında yaygınlaştırılmıştır. Ama bu doğru bir tanı değildir. Ticaret helaldir, Alış/veriş helaldir. Yeter ki sen söz sahibi ol, faizin yanından bile geçemediği nice sistemler inşa edilebilir. Mikro boyutta ise zekât, infak, sadaka yaygınlaştırılmalıdır. Faizin haramlığı kadar, zekât, infak ve sadakanın da farz oluşu dimağlara aşılanmalıdır. Borç alıp, borç verme hususunda duyarlı olunmalı ihtiyaç durumunda borç almaktan da, borç vermekten de uzak durulmamalıdır. Bu konuda duyarlı olunmaz ise mikro boyutta insanlar kredi kartlarından medet umacak, denize düşen yılana sarılır misali faize sarılacaktır. Müslüman toplum, fertlerinin bu duruma düşmesine müsaade etmemelidir. Borç alan borcuna sadık olarak, borç veren de imkânı doğrultusunda borç alan kişiye rahatlık sağlayarak, sıkıştırmayarak bu kurumu tekrar canlandırmalıdır. Hafazanallah, komşusu aç iken tok uyuyan, kardeşi dertli iken derdini görmeyen, kardeşi darda iken onun yanında olmayan bir zihniyet, belki doğrudan faizin içine onunla beraber düşmez, lakin hesap günü o kişiye de sorulacak bir soru muhakkak olacaktır.

            Sözün sonu, zaman ahir zaman, fitnenin, hile ve tuzakların çok olduğu zamanın insanlarıyız. Durum her gün daha da kötüye gitmektedir. Zira şiardır ki, her karanlığın ardından mutlaka aydınlık olacaktır. Her günah/haram karanlığı uzatacak, her tövbe ve Allah’a (c.c.) yöneliş aydınlığı yakınlaştıracaktır.  Allah’ın (c.c.) ipine sımsıkı sarılanlar kurtuluşa erecektir. Unutulmamalıdır ki faizle alınan eşyalar, arabalar, evler kullanılır iken yüreğinde koca bir vicdan azabı ile hayat sürülmektedir. Yine unutulmamalıdır ki 2düşük faiz fırsatları(!) ile güya insanlar mal mülk sahibi yapılmaktadır’, sloganları koca birer yalandır. Uzun vadede yıllarca borçlandırılan insanların, bozulan psikolojileri, dağılan yuvaları, yıkılan şirketleri, darmadağın olan hayatlarının çokluğu her yerde gözler önündedir. Kısa vadede mutlu yüzler, malın/mülkün verdiği görsel hoşnutluk, buzun güneş altında erimesi misalidir. Hiç kimse kazanabilmesi imkânsız olan bir savaşa yeltenmemelidir. Zira akıl başa alınmaz ise akıbetin hayır olmayacağı Bakara Sûresi 279. ayette Rabbü’l Âlemin tarafından bildirilmektedir:

“Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlu ile savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.”5

Kaybedeceğin kesin olan bir savaşa neden girersin ey insan?

 

Kaynaklar

1.Al-i İmran Sûresi; 3/104.

2.Bakara Sûresi; 2/275.

3.Bakara Sûresi; 2/275.

4. İbni Mace 1. Cilt, s. 389.

5.Bakara Sûresi; 2/279.

 


 

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
 
 
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!